<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453</id><updated>2012-01-15T17:12:01.684+02:00</updated><category term='k.o.'/><title type='text'>zevzek zevzek</title><subtitle type='html'>zevzek: [sıfat] geveze - 
tdk güncel türkçe sözlükte böyle tanımlanmış 'zevzek' kelimesi. çok kere arka arkaya okununca anlamsız gibi gelse de bir anlamı var yani. ben de diyorum ikizlerden arta kalan düşüncelerimi burada zevzek zevzek yazayım, biraz gevezelik edeyim.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>52</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-1785997036402017246</id><published>2010-01-07T22:01:00.000+02:00</published><updated>2010-01-07T22:02:24.231+02:00</updated><title type='text'>35 yaşında</title><content type='html'>karnım ağrıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-1785997036402017246?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/1785997036402017246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=1785997036402017246' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1785997036402017246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1785997036402017246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2010/01/35-yasnda.html' title='35 yaşında'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-6690003612837435433</id><published>2009-11-11T15:31:00.002+02:00</published><updated>2009-11-11T16:11:50.557+02:00</updated><title type='text'>kelime oyunları : sadakat</title><content type='html'>sadakat: 20 yaşındayken mi, 30 mu yoksa 40 mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20lerde...&lt;br /&gt;"okul çıkışı beni beklediğini bilmek içimi rahatlatıyor. her zaman bunu isterdim biliyor musun? küçücük bir kızken bile hep beyaz atlı prensim olacağına inanırdım. beni daima sevecek kollayacak, kanatları arasında tutacaktı. işte bak gördün mü, bir şeyi çok isteyince oluyormuş.&lt;br /&gt;-iyi ama esen'cim, bu kadarı da fazla değil mi? yani hergün hergün, iki nefes almaya vaktin yok!&lt;br /&gt;öyle deme, ben onunla nefes alıyorum. bir işi çıksa da gelmese, bak tam şuram acıyor..&lt;br /&gt;-ben öyle düşünmüyorum, çok bağlayıverdin kendini birden. hem yarın öbürgün bir terslik olsa?&lt;br /&gt;ne kadar da olumsuz düşünüyorsun, ben hiçbir terslik olmayacağına inanıyorum ve de olmayacak. bir defa bana daima sadık olacağına dair söz verdi. beni öyle çok seviyor ki, tabii ki ben de onu. biz sonsuza kadar birlikte olacağımıza and içtik! okul biter bitmez evleneceğiz, gör bak her şey çok güzel olacak!&lt;br /&gt;22 olmuşken ....&lt;br /&gt;abi esen nişanlı değil mi? baksana kızın parmağında yüzük var?&lt;br /&gt;-evet ama ayrılacak nişanlısından, adam nefes aldırmamış kıza. ama askerliği bitmeden bir şey demek istemiyor esen, galiba biraz kafadan kontakmış, şimdi uzakta bir şey derse askerliğini yakmasından korkuyor. o yüzden gelince söyleyecek ayrılmak istediğini.&lt;br /&gt;ya iyi o zaman ama bari yüzüğü çıkarsın,&lt;br /&gt;- bilmiyorum, ben de söyledim ama garip bir sadakat duygusu besliyor içinde. ayrılmak istediğini söylemeden çıkaramazmış yüzüğünü. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30lar...&lt;br /&gt;"ya esen biliyor musun hasan'ın bir ilişkisi varmış.&lt;br /&gt;- yok artık daha neler? ben daha geçen gün konuştum mina ile, hasan yemin ediyor diyordu ya birisi yok diye?&lt;br /&gt;kızım ya, ne kadar yemin ederse etsin. bence belliydi böyle olduğu. zaten yıllardır aralarındaki iletişim kopuktu ama son iki yıldır sadece oğlan için biraradaydılar. şubatta hasan evden ayrılınca ben iyice şüphelenmiştim.&lt;br /&gt;- e peki ilişki olduğunu nereden öğrendin sen?&lt;br /&gt;mina söyledi, msn'de yakalamış eski yazışmaları. zaten kız tesadüfen öğrenmese hasan'ın söyleyeceği yokmuş. iki yıldır iş yerinden bir kadınla ilişkisi varmış.&lt;br /&gt;- vay canına, iki yıldır aldatıyormuş demek! e peki neden bunca zaman kıza acı çektirmiş, madem aldatacak bari ilk günden bitirseymiş bu evliliği. mina da yıllarca ya düzelirse diye ümit bağlamazdı evliliğine. belki kız çoktan kurmuş olacaktı düzenini! bilmiyorum, bence yaptığı büyük adilik. hepimiz aşık olabiliriz bir başkasına, onu kabul ediyorum tamam ama bunu adam gibi adam olup söyleyeceksin! senin de başına gelir benim de ama ben asla hasan'ın yaptığı adiliği yapmam, asla! "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40a gelince...&lt;br /&gt;" e nasılsın tatlım nasıl gidiyor hayat?&lt;br /&gt;-bilmiyorum, ev iş çocuklar arasında sanırım.&lt;br /&gt;cenk nasıl peki? yolunda mı işleri?&lt;br /&gt;- valla onun işleri yolunda ama bizim işlerimizi sorarsan bilmiyorum açıkçası.&lt;br /&gt;ne diyorsun esen sen ya, bir terslik mi var, yoksa cenk bir işler mi karıştırıyor?&lt;br /&gt;- pek öyle sayılmaz&lt;br /&gt;yani?&lt;br /&gt;- biraz ben bir işler karıştırıyorum sanırım&lt;br /&gt;ve bunu bana şimdi söylüyorsun, iyi ki gelmişim. ayrı şehirlerdeyiz diye artık paylaşmıyorsun benimle herşeyi??? anlat lütfen neler oluyor?&lt;br /&gt;- ben de çok emin değilim neler olup bittiğinden. son yıllarda cenk'le zaten artık eskisi gibi olmadığımızı biliyorsun. birbirimize çok uzağız. tek ortak noktamız çocuklar. onlar da olmasa konuşacak iki kelimemiz olmayacak neredeyse.&lt;br /&gt;bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum?&lt;br /&gt;- haklısın, uzakta olunca eskisi gibi kalamadık seninle de.&lt;br /&gt;peki ne işler karıştırıyorsun ki sen şimdi?&lt;br /&gt;- birisiyle görüşüyorum.&lt;br /&gt;....&lt;br /&gt;- bakma bana öyle, ben de böyle olsun istemedim ama bir yerde de beni buna o zorladı.&lt;br /&gt;haberi var mı cenk'in?&lt;br /&gt;- sanmıyorum.&lt;br /&gt;boşanacak mısınız?&lt;br /&gt;- sanmıyorum?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;- ya bana bakma öyle ters ters, boşanmayı düşünmüyorum. mert daha çok küçük, cenk'e çok düşkün. onu babasından ayırmak gibi bir niyetim yok. üstelik cenk bana karşı da çok iyi, ilişkimizin kopuk olması onun kötü biri olduğunu göstermez ki? hem zaten bir başkasıyla yeni bir hayat kurmayı göze alamam hiç bir zaman! bu saatten sonra olmaz!&lt;br /&gt;hasan'la mina'yı hatırlıyor musun?&lt;br /&gt;- sık sık düşünüyorum o günleri. neler hissettiğimizi, mina'nın acısını. sadakat kavramım değişti sanırım, daha mı alçaldım sence? yıllar insanı değiştiriyor dediklerinde şaka gibi gelirdi. oysa şimdi şu halimize bak. bilmiyorum, hiçbirşey bilmiyorum..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-6690003612837435433?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/6690003612837435433/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=6690003612837435433' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/6690003612837435433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/6690003612837435433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2009/11/kelime-oyunlar-sadakat.html' title='kelime oyunları : sadakat'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-4572685774062505258</id><published>2009-11-10T22:31:00.002+02:00</published><updated>2009-11-10T22:32:46.098+02:00</updated><title type='text'>özlüyorum...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SvnN3o07HdI/AAAAAAAAEUI/sIfhU5-1t18/s1600-h/ata.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402575583743516114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 114px; CURSOR: hand; HEIGHT: 130px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SvnN3o07HdI/AAAAAAAAEUI/sIfhU5-1t18/s400/ata.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-4572685774062505258?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/4572685774062505258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=4572685774062505258' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4572685774062505258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4572685774062505258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2009/11/ozluyorum.html' title='özlüyorum...'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SvnN3o07HdI/AAAAAAAAEUI/sIfhU5-1t18/s72-c/ata.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-5389249652339169179</id><published>2009-07-29T19:43:00.002+03:00</published><updated>2009-07-29T20:25:15.003+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: aile</title><content type='html'>"içerideki masayı da taşıyalım da salona, çocuklar orada otursun. bu masaya hep birlikte sığmayız" diyordu annem yengeme, akşam için sofrayı hazırlarlarken. her yılbaşında olduğu gibi ufacık evin ufacık salonunda kalabalık -11 büyük 5 çocuk- bir yeniyıl yemeği daha yenilecek.&lt;br /&gt;hemen itiraz etti ismail, "ben çocuk masasında oturmam, ben artık çocuk değilim!", kendince hiç bir zaman çocuk olmadı ki o zaten!  ben fazla önemsememiştim bu konuşulanları, nasılsa bir fırsatını bulup annemin kucağına ilişecektim yemek sırasında, kandırırsam rakısından bir damla bile kaçırabilirdim.&lt;br /&gt;üst kattan kuzu dolması kokuları gelmeye başlamıştı bile. ana yemek celal ile şadan'ın, dedemin ve anneannemin göreviydi. çok önceden kuzunun siparişi verilir, alındığı gün iç pilav hazırlanır, doldurulur, tekrar dikilir ve fırınlanır. bir de eğer dedem üşenmemişse midye de doldururdu mutlaka. diğer yemeklerde herkesin parmağı vardır, annem, teyzem, yengem. zeytinyağlılarda hepsinin emeği olur, bolca da ot olmalı sofrada. aman mezeler unutulmasın. peki yemekten sonra neler var? tatlıyı ya annem ya yengem yapar, artık kimin eli değerse...&lt;br /&gt;yedi gibi başladılar gelmeye, şenlikli bir akşam yemeği olacağı kesin. hediyeler var mıydı acaba çocuklar için, herbirimiz gelenlerin ellerine bakıyoruz. sofra şahane görünüyor, önce hoşbeş sohbet her zaman olduğu gibi. herkesin gözü masada ama hemen geçilmiyor. eee bakalım, bir yıl daha bitti muhabbetleri var. sonra birisi "hadi artık" diyor, sofraya geçelim. önce babalar başlıyor oturmaya, sofranın dip kısımlarına yerleştiriliyorlar. onların kalkmaları gerekmeyecek yemek esnasında. dedem başlıyor ufak ufak kadehleri doldurmaya. o sırada "çocuklar" yerleştiriliyor kendi masalarına. ismail gene itirazcı, "güneşle ufuk neden oradalar peki?" diyor teyzeme [iki ablası yani ama onlar bizden büyük ki zaten?]. hemen gidip babasının yanında bir yer ediniyor, hayırlara aldırmadan. amaç belli: ben bir kaçak yuduma razıyım ama o ortak olacak babasına! olsun, yılbaşı akşamı değil mi ki... çocuk masasında dört "çocuk" kalıyoruz her seferinde olduğu gibi. ardından anneannem geliyor elinde kocaman bir tepsi ile, içinde nar gibi kızarmış kuzu dolması. annem kocaman bir bıçakla başlıyor servise. önce gene beylere, onlar zaten başlamışlar yeşillerden mezelerden yemeğe hafiften. sonra gene çocuklara, en son hanımlar alıyor tabaklarını önlerine, onların da doluyor kadehleri. bizlere "cola" var, eniştem getirmiş yine kasa kasa.&lt;br /&gt;kadehler kalkıyor mutluluk ve birliktelik için bir yılbaşı akşamı daha. ben ise yine şanslı hissediyorum kendimi, bu kadar mutlu ve o boyumda bana çok büyük görünen &lt;a href="http://oykuatolyesi.blogspot.com/2009/07/yeni-kelime-aile.html"&gt;aile&lt;/a&gt;min içinde olduğum için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-5389249652339169179?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/5389249652339169179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=5389249652339169179' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5389249652339169179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5389249652339169179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2009/07/kelime-oyunlar-aile.html' title='kelime oyunları: aile'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-8173359156459921871</id><published>2009-07-15T01:41:00.003+03:00</published><updated>2009-07-15T01:48:25.420+03:00</updated><title type='text'>harika</title><content type='html'>haarika hissediyorum kendimi. çoook uzun zamandan beri bu kadar iyi değildim, belki de hiç bu kadar iyi olmadım. özgürüm, huzurluyum, mutluyum, kendime güvenim tam, her şeyi başarabilirim, istediğim ve hayal ettiğim herşeyi hem de! bunu yapmak o kadar kolay ki aslında, "kolaymış ki" demeliyim belki de? gelecek kaygım yok artık, her şey yoluna girecek, maddi şeyler beni üzmeyecek, nasılsa yeri gelince olması gerekenler bir bir olacak. her şeyin bir nedeni var, nasıl ağladım ankara'ya taşınıyorum diye! oysa olması gerekenmiş bu. gerçi şimdi izmir'den bu satırları yazmak uzaktan gazel okumak gibi belki ama, yok yok değil. ankara olmasaydı, hayatımızın akışı bu yöne girer miydi? sanmıyorum. ben mutluyum şimdi arkadaş, hem de nasıl! her gün karşılaştığım insanlar, arkadaşlarım, tanıdıklarım, tanımadıklarım, soruyorlar nasılsın diye. cevabım hep aynı; harikayım, hem de çok!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-8173359156459921871?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/8173359156459921871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=8173359156459921871' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/8173359156459921871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/8173359156459921871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2009/07/harika.html' title='harika'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-1619623717156007716</id><published>2009-01-21T02:33:00.001+02:00</published><updated>2009-01-21T02:33:18.169+02:00</updated><title type='text'>keşke</title><content type='html'>uyusam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-1619623717156007716?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/1619623717156007716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=1619623717156007716' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1619623717156007716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1619623717156007716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2009/01/keke.html' title='keşke'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-2019340145810659306</id><published>2008-12-13T13:33:00.003+02:00</published><updated>2008-12-13T14:11:39.173+02:00</updated><title type='text'>kelime oyunları: tesadüf</title><content type='html'>hastalık bir tesadüf olabilir mi acaba insan hayatında. koşarak geldik izmir'e erkenden, dönüş yolu çabuk görünecek endişesi ile. ama incegül'ün deyimi ile "koca kişisi" hastalanıverince tatil ortasında, bir türlü iyileşemeyince, üç gün boyunca 24 saat yataktan çıkamayınca, ertelendi bizim de dönüş yolu tesadüfen. bugün çıkamadık yola, yarın hiç olmaz, karlı ankara yolu şimdilik pazartesi görünüyor ya bakalım, yeni tesadüfler de çıkabilir karşımıza, sağlıklı olanları diliyorum lütfen, bilgilerine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günlerden bir gün evden çıkmaya karar verdi poka, 1.5 yaşına kadar hiç yapmadığı halde. elsa ile birlikte burada yaşamaya başladıklarından beri bir türlü cesaret edememişlerdi kapı dışarı çıkmaya ama sürekli bahçeye çıkan roni'ye özenmiyor da değillerdi. zaten ona cesaret veren de roni olmuştu ama çok da endişeliydi dışarıdaki hayatı yaşama konusunda, roni'nin tüm anlattıklarına rağmen. yine de kararttı gözünü başladı merdivenleri sessizce inmeye. önce frida'yı kolladı en üst basamaktan, tamam, frida köşesinde pinekliyordu tembel tembel ve onu görmemişti. bir kaç basamak, bir iki tane daha, aralık pencerenin önünde bekliyordu onu roni, mırrrrrrr haydi acele et! minik de dışarıdaydı, bahçede kardeşi ile buldukları küçük topu evirip çevirmeye çalışıyorlardı. arada lili'nin de katıldığı bu oyunu oynamayı o kadar çok istiyordu ki o da. elsa'ya sen de gel demişti ama elsa kararlıydı çıkmamaya, pencereden seyretmeye devam edecekti. tam son basamağa gelmişken frida dikti kulaklarını, hissetmişti kendinden habersiz bir şeyler döndüğünü, lili'ye bir göz attı, lili merdivenlerin başında bekliyordu dimdik. pokayı ve diğer kedileri seviyordu lili fridanın aksine, frida ise sadece minik ile arkadaş olabilmişti. diğerleri onun için kovalanacak hedeflerdi hala. lili'nin merdiven başındaki duruşundan fırlaması gerektiğini anladı ve üç bacağı üzerinde kendinden beklenmeyen bir hamle ile atıldı öne doğru. işte ne olduysa o zaman oldu: poka korkudan ne yapacağını şaşırmış bir halde mutfak tezgahına zıpladı. aslında geri kaçabilirdi çünkü eksik bacağı ile frida merdiven çıkamıyordu ama poka bahçeye bu defa çıkamazsa bir daha cesaret toplayamayacağından korkuyordu. tezgahın üzerinde kurulu bir tuzak olduğundan habersiz pencereye ulaşmaya çalışırken patileri az önce dökülmüş olan zeytinyağına bulanınca kaymaya başladı ve kendi etrafında attığı bir kaç turdan sonra, gözleri pencere önündeki roni'yi araken kendini havada uçar buldu. bu gürültüye oyunlarını bırakan minik ve şerpa da koşarak gelmiş cam önene yerleşmişlerdi, gösteriyi kaçırmamak için. elsa ise tüm cesareti ile merdivenin ortasına kadar inerek başını uzatmış, olan biteni anlamaya çalışıyordu. ve o anda olan oldu, poka havadaki uçuşunu tamamladıktan sonra dört patisi ile tam olarak fridanın sırtına inmeyi başarmıştı, frida neye uğradığını şaşırmış, pokayı üzerinden atmaya çalıştıkça poka panikle tırnaklarını daha çok tutturmaya çalışıyordu fridanın sırtına. manzara görülmeye değerdi, lili frida ve pokanın etrafında havlayarak koşuyor, frida kendi etrafında dönerek havlamaya çalışıyor ama ancak garip sesler çıkarabiliyor, poka ise şu aptal frida dursa da kaçabilsem hesapları yapıyordu. ayla'nın içeri girmesi ile herkes onun üzerine atlamakta buldu çareyi. zavallı ayla neler olduğunu anlamadan yerde buldu kendini, tepesinde mırlayan ve vuvlayan kedi ve köpekleri ile birlikte. sonuç fena değildi, frida artık ufak ufak minik dışındakilerle de iyi ilişki kurması gerektiğini anlamış, poka aylanın kucağında dışarı çıkabilmişti. sonra herkes işinin başına döndü, frida pinekledi, poka minik, şerpa ve lili ile top çevirdi, roni pokayı zor da olsa dışarı çıkarmayı başarmış olmanın gururu ile bahçede, elsa ise pokaya uymayıp içeride kaldığına memnun bir halde pencere önünde onları izledi. ayla ise onlarsız hayatının ne kadar sönük olacağını, oysa şimdi yaşadığı keyfi hiç bir şeye değişmeyeceğini düşünerek huzur içinde çayını yudumladı çimlerde uzanırken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a bu arada "tesadüf" kelimesi bu hikayede geçmiyor ama yine de tesadüfen aklıma geldiği için yazdım:-)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-2019340145810659306?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/2019340145810659306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=2019340145810659306' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2019340145810659306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2019340145810659306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/12/kelime-oyunlar-tesadf.html' title='kelime oyunları: tesadüf'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-872170780561892532</id><published>2008-11-16T18:54:00.003+02:00</published><updated>2008-11-16T19:04:22.610+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: med cezir</title><content type='html'>sadece dalgalar mıdır gelgit yaşayan acaba, peki ya annelere ne demeli? onların yüreği değil midir bir kabaran bir alçalan. med cezir dediğin günde iki sefer gösterir kendini denizlerde, ama benim yüreğim günün her saati med cezir. ayın çekim alanı da nedir ki bir evladın çekim alanı yanında, hani devede kulak desem yeridir!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-872170780561892532?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/872170780561892532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=872170780561892532' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/872170780561892532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/872170780561892532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/11/kelime-oyunlar-med-cezir.html' title='kelime oyunları: med cezir'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3825958316401228331</id><published>2008-11-10T20:11:00.001+02:00</published><updated>2008-11-10T20:13:38.146+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SRh5b7blWGI/AAAAAAAADVw/kI22AYRqeGo/s1600-h/ataturk14vh7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267093284926609506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SRh5b7blWGI/AAAAAAAADVw/kI22AYRqeGo/s400/ataturk14vh7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;" Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir. "&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3825958316401228331?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3825958316401228331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3825958316401228331' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3825958316401228331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3825958316401228331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/11/byk-llere-matem-gerekmez-fikirlerine.html' title=''/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SRh5b7blWGI/AAAAAAAADVw/kI22AYRqeGo/s72-c/ataturk14vh7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-5098258089618076280</id><published>2008-10-31T00:25:00.002+02:00</published><updated>2008-10-31T00:35:12.410+02:00</updated><title type='text'>dostluk ödülü</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SQo0ghmy6zI/AAAAAAAADSg/wEXds9f5Sto/s1600-h/dostluk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263076847917394738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 187px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SQo0ghmy6zI/AAAAAAAADSg/wEXds9f5Sto/s320/dostluk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;harika bir ödül, dostluk ödülü, blog dostluğu, sevgili &lt;a href="http://benimgizlibahcem.blogspot.com/"&gt;tabiat ana'dan&lt;/a&gt;. çok sevdim, bayıldım, sanki ankara'ya hoşgeldin der gibi geldi, içimi ısıttı! çok teşekkürler, ben de sana veriyorum aynı ödülü, iade-i ziyaret gibi diyelim, ve diğer blog dostlarıma, hepsine, ama özellikle de &lt;a href="http://www.gevezekalem.com/"&gt;geveze'me&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.ozozel.blogspot.com/"&gt;özlem'ime&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://yasaminkiyisinda.blogspot.com/"&gt;nur teyzem'e&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.ilerigeri.blogspot.com/"&gt;sibel'ciğime&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://fikriminincegulleri.blogspot.com/"&gt;incegül'üme&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://evrim-photoistanbul.blogspot.com/"&gt;evrim'ciğime&lt;/a&gt;, ne bileyim işte, herkese, tüm blog dostlarına. bu ödül sanırım hepimizin...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-5098258089618076280?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/5098258089618076280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=5098258089618076280' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5098258089618076280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5098258089618076280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/10/dostluk-dl.html' title='dostluk ödülü'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SQo0ghmy6zI/AAAAAAAADSg/wEXds9f5Sto/s72-c/dostluk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-1072022996920941530</id><published>2008-10-29T00:44:00.001+02:00</published><updated>2008-10-31T00:58:22.264+02:00</updated><title type='text'>cumhuriyet bayramı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SQo48hs2bsI/AAAAAAAADSo/l7j0K6_w2fI/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263081727025639106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 106px; CURSOR: hand; HEIGHT: 135px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SQo48hs2bsI/AAAAAAAADSo/l7j0K6_w2fI/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;çocuklar şarkı söylemektedir, "atatürk yoktu düşman geldi, atarük geldi düşmanı yendi"&lt;/p&gt;&lt;p&gt;29 ekim'de ata'yı ziyaret etmişlerdir anne ve babalarıyla, huzurunda çiçeklerini bırakırlar. sonra der ki biri "ama biz atatürk'ü görmedik ki anne?"&lt;/p&gt;&lt;p&gt;evet der annesi, göremedik canım. atatürk uzun yıllar önce düşmanı yendi ama sonra öldü. şimdi hani o çiçek bıraktığımız yerde yatıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;çocuk suratını asar, "çok üzüldüm anne" koşarak kardeşinin yanına gider, onu haberdar eder bu yeni öğrendiği durumdan.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;kardeşi de üzülmüştür, "peki atatürk öldüyse şimdi düşmanı kim yenecek anne?"&lt;/p&gt;&lt;p&gt;anne şaşırır, üzülür, bilemez ne diyeceğini. sonra cevaplar "biz oğlum, biz yeneceğiz"&lt;/p&gt;&lt;p&gt;evet atam, kurduğun cumhuriyet'in bekçileri biziz, yeni bekçiler yetiştiriyoruz. "harici ve dahili" tüm düşmanları biz yeneceğiz! kanımızla, canımızla!&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-1072022996920941530?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/1072022996920941530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=1072022996920941530' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1072022996920941530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1072022996920941530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/10/cumhuriyet-bayram.html' title='cumhuriyet bayramı'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SQo48hs2bsI/AAAAAAAADSo/l7j0K6_w2fI/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-4775601414790139123</id><published>2008-10-15T11:31:00.002+03:00</published><updated>2008-10-15T12:55:49.110+03:00</updated><title type='text'>fotoğrafın dili: nereye hemşerim?</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SPWqqiTB8qI/AAAAAAAADPA/WYC2K2Zmc9E/s1600-h/P8155499%5B2%5D.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257295787762774690" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SPWqqiTB8qI/AAAAAAAADPA/WYC2K2Zmc9E/s400/P8155499%5B2%5D.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;fotoğraf: &lt;a href="http://ozozel.blogspot.com/"&gt;Özlem&lt;/a&gt; Özel Gürbüz&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;bütün hazırlıklar tamamlanıp eşyalar bavullara, bavullar da arabaya yüklendiğinde artık biz de hazırdık yola çıkmaya. ben, kızlar gülay ve evren, ve hakan. defalarca konuştuğumuz bir şeyi yol öncesi huzursuzluğu göze alarak bir daha dile getirdim: "yol haritasını aldık değil mi hayatım?"&lt;br /&gt;sessizlik, iyiye alamet değil. "yol haritası diyorum canım, aldın değil mi bir tane. hani sonra canımız sıkılmasın bir terslik olursa"&lt;br /&gt;"ya ne terslik olacakmış kızım, atlayın bakalım arabaya. yol haritasına ihtiyacım yok benim. zaten her yer levha, ülke sınırlarında kaybolacak değiliz ya!"&lt;br /&gt;hımmm, demek unutmuş harita almayı, yandık ki ne yandık. en son "ne kaybolacakmışız" dediğinde kemer'e giderken soluğu kemer'de almıştık. ama bu kemer pek deniz kıyısında değildi, biraz kuzeyde kalmıştık da gece vardığımızda neye uğradığımızı şaşırmıştık. allahtan çocuklar yoktu yanımızda. ama bu defa kaybolmak istemiyorum. bir harita edinmemiz lazım!&lt;br /&gt;"bak hayatım tamam çok iyi biliyorsun yolları ama yine de bir haritamız olsa, arada benzincilere uğrayalım da soralım karayolları haritaları var mıymış diye, ne dersin?"&lt;br /&gt;"gerek yok, sen şimdi kızları yerleştir de bir an önce çıkalım yola. sabah erkenden oteldeyiz, merak etme"&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;evet tabii, hay allah keşke yola gece çıkmasaydık. neyse, ben dersimi çalıştım allahtan. "bak dün abimle konuştum turgutlu, salihli, buldan, acıpayam, korkuteli sonra da antalya olmalıymış en kısa güzergah."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"demek abin öyle diyor?" &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;tamam şimdi yandık, nerden abim dedim, keşke ben haritadan bakmıştım falan deseydim, of ya off. "ya evet, onlar daha önce gitmişlerdi ya, o bakıma?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"evet ama ben ona katılmıyorum canım, biz kıyı kıyı gidelim, hem gezmiş oluruz"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ya tatlım gece yolculuğu yapacağız niye gezelim? en kısa yoldan gidip sabah erkenden varalım işte. sen öyle dememiş miydin, hani sabah erkenden varacaktık?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"anneee, gecenin bi saati kalktık, hala ne bekliyoruz yola çıkmak için? arabada konuşsanıza!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hadi karıcım hadi, bin arabaya da yola çıkalım bir an önce. bak kızlar da huzursuz olmasın, yolda konuşuruz"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"peki canım, hadi madem çıkalım yola da bakalım nereye gideceğiz?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ne dedin?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"yok yok birşey, hadi dedim gidelim"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hakan, neden bu yola girdik canım?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"e kıyı kıyı gidicez dedim ya, o bakıma"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ya hakan, kıyı kıyı gidelim de antalya'ya giderken kuşadasında ne işimiz var hayatım?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"bak meral, hem kaybolmak istemiyorum diyorsun hem de işime karışıyorsun. şimdi hayatım kıyı şeridini takip edersek bu yol bizi nereye götürür?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"nereye canım?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"antalya'ya, hatta istersek iskenderun'a kadar gideriz böyle"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hakan'cım en azından muğla'ya kadar kıyıdan gitmeseydik, yani o kadarını başarırız kaybolmadan değil mi?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ya kim kaybolacakmış, ben biraz değişiklik olsun istiyorum. yoksa çık izmir'den, hiç kırmadan direksiyonu dooğru antalya'ya herkes gider"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;hay ben abim dedi diyen dilimi ısırayım!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"saat kaç oldu? neredeyiz?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"boşver sen saati uyumana bak, doğru yoldayız"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"şu lehvada bodrum yazısı mı gördüm canım ben yoksa uyku mahmurluğundan mı bana öyle geldi?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"yok hayatım bodrum'a gelmek üzereyiz."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ya hakan biz antalya'ya gidiyoruz bodrum'da ne işimiz var?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"e gelmişken bir içinden geçelim dedim, yoksa bu kadar yolu boşuna mı yapsaydık?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"bak canım ben kapatıyorum gözlerimi, mümkünse antalya'ya gelinceye kadar beni elleme! tabi yarın akşama kadar uyuyabilir miyim ondan emin değilim!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"uyu sen uyu, kocana güven!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"meraaal meral, uyan bak manzara çok güzel"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hı ne ne manzarası?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"gökovadan geçiyoruz, çok meşhurdur burası!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"saat kaç?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"boşver sen saati, manzaraya bak, sonra neden beni uyandırmadın deme dedim. gene kapa istersen gözlerini."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;br /&gt;sabah olmuş yaşasın, neredeyiz acaba? ben de iyi uyumuşum anlaşılan.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ooo uyandınız demek, kızlar hala uyuyor valla."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"neredeyiz?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"kale'ye varmak üzereyiz"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"kale neresi hayatım?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"işte kıyı kasabası, yani herhalde. ama fethiye, kınık, kalkan hepsini geçtik yolda."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ya sabah oldu biz neden antalyaya varamadık daha hakan, ne kadar var daha yolumuz, bu kadar saat ne yaptık?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"datça bizi biraz oyaladı, ondan varamadık. yoksa çoktan antalya'daydık"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hakaan, datça'ya girmedik değil mi canım, hani orası yol üzerinde de kalmıyor kıyı şeridi bakımından diye biliyorum da?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"e girdiysek ne olmuş, yalnız hakikaten orası vakit kaybı oldu kabul ediyorum"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"of hakan of! bari kale her neresiyse durup bir kahvaltı edelim, kızlar da acıkmış olur."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hakan'cım, bak ben şu kamyon şoförüne sordum nasıl gideceğiz diye antalya'ya, çok yakındaymışız, 3 saatlik falan bir yolumuz kalmış. önce kemer'e varacakmışız, oradan da antalya!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ya sen elin adamı ile ne konuşuyorsun meral!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"e sana sor dedim hala gerek yok diyorsun. kaç saattir yoldayız, neresi olduğunu bilmediğimiz bir yere varabildik anca."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"bak sakın bir daha yapma böyle meral!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"yapmam hayatım, bir daha seninle yola çıkmak mı? kesinlikle yapmam!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hadi hadi binin arabaya'da gidelim artık."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"evet gidelim yoksa bana birşeyler olacak!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;antalya: 50km&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"aaa hakan bak gördün mü 50 km bir yolumuz kaldı, walla inanamıyorum. aslında yolda öğle yemeği de yesek belki iyi olur. daha oteli bulacağız."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"oteli sen bana bırak, elimle koymuş gibi bulurum gör bak"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"evet canım tabii. hakaan, çok hızlandın sanki biraz yavaşla istersen. geldik derken başımıza bir iş gelmesin!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"olmaz bir şey, öğle yemeğini de otelde yeriz, bak yarım saate odamızda olacağız."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"yok yok ben iki saate razıyım artık."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"bakın memur bey, izmirden geliyoruz 14 saattir yoldayız, biraz hızlanmışım artık yolu bitirecekken. bu defalık görmeseniz bizi?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hemşerim 14 saatte izmir'den antep'e varırsın. ne yaptın sen?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"e biz biraz geze geze gelelim dediydik o bakıma"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"valla beyefendi hadi hız sınırını aştığınızı görmezden gelelim ama maalesef daha ciddi bir sorununuz var"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"neymiş o?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"arabanızın vizesi yok, iki ay önce dolmuş, yenilememişsiniz"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hakan ne diyor memur bey? yaptıracaktın yola çıkmadan?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"ya evet meral'cim de unutmuşum anlaşılan"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hakan bey, 700 ytl para cezanız var, maalesef arabayı da kapatmak durumundayım"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"yok artık!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"var artık hemşerim, kanun böyle!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"kızlar alın eşyalarınızı gelin buraya, memur bey size zahmet bir taksi anons etseniz, hani ayıp olmazsa eğer diyorum. hakan, ben şimdi kızlarla birlikte otele gidiyorum. taksici beyefendi kıyı şeridinden bizi götürür merak etme canım, rotayı bozmayız. sen de artık haftasonuna kadar gelirsin herhalde unutmadan yanımıza!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"nereye hemşerim yürüyerek?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"izmir'e dönüyorum memur bey, kıyı şeridini takip edersem eğer kaybolmadan varırım zannımca!"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;not: mesafeler ve süreler haliyle uygunsuz olabilir, olduğu kadar artık:-)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-4775601414790139123?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/4775601414790139123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=4775601414790139123' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4775601414790139123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4775601414790139123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/10/fotorafn-dili-nereye-hemerim.html' title='fotoğrafın dili: nereye hemşerim?'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/SPWqqiTB8qI/AAAAAAAADPA/WYC2K2Zmc9E/s72-c/P8155499%5B2%5D.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-5380037993625760059</id><published>2008-09-29T22:21:00.002+03:00</published><updated>2008-09-29T22:29:11.628+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları - beklemek</title><content type='html'>sizi bekliyoruz, seni ve oğlunu&lt;br /&gt;bize bekliyoruz, evimize&lt;br /&gt;yeni evimize, hani ankara'daki&lt;br /&gt;şimdi evimdeyken yazıyorum bunları, izmir'de&lt;br /&gt;tuhaf bir duygu, evimdeyken evime gelin demek&lt;br /&gt;ama başka evime, evim dediğimde tuhaf gelen yere&lt;br /&gt;oğlanlar mı? onlar çoktan alıştı&lt;br /&gt;yola çıkarken "evimize geri gelecek miyiz?" diyorlar&lt;br /&gt;onlar izmir'de doğmuşuz diyecekler, ama evimiz burası&lt;br /&gt;oysa biz, evimiz izmir ama burada yaşıyoruz diyeceğiz&lt;br /&gt;şimdi oraya evimiz demek için desteğe ihtiyacımız var&lt;br /&gt;orayı ev yapabilmek için kendimize, sıcaklığa ihtiyacımız var&lt;br /&gt;insan evinde sevdiklerini görmek ister&lt;br /&gt;şimdi benim size de ihtiyacım var,&lt;br /&gt;bize gelir misiniz acabaları bir tarafa bırakıp?&lt;br /&gt;bilmiyorum zor demeyip, oğlunla kolkola verip,&lt;br /&gt;bize gelir misiniz? evimize, hani ankara'dakine?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-5380037993625760059?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/5380037993625760059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=5380037993625760059' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5380037993625760059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5380037993625760059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/09/kelime-oyunlar-beklemek.html' title='kelime oyunları - beklemek'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-7694196838219203456</id><published>2008-08-04T00:31:00.002+03:00</published><updated>2008-08-04T00:42:06.507+03:00</updated><title type='text'>uyku-suz</title><content type='html'>uykumu kaybettim: hükümsüzdür!&lt;br /&gt;insanın uykusu neden kaçar? daha da önemlisi nereye kaçar? hadi bir yere kaçtı diyelim, neden geri gelmez de günlerce gecelerce insanı deli eder?&lt;br /&gt;ben biliyorum aslında neden kaçtığını, kafam her boşaldığında [kafamın boşalması=oğlanların uykuya dalması] başlıyorum ankara'daki evi düşünmeye. artık öyle kara kara da düşünmüyorum. orasını nasıl yapsak? şu duvar ne renk olsa? öbür duvarları da mı yıksak ne? yatağı nasıl yerleştirsek? mutfak ilave ışık ister mi? balkonu hemen mi kapasak sonra mı? ah o avize aklımda kaldı alsak mı almasak mı? eski dolabımı siyah beyaz boyasam da yeni bişey yapsam. yeni fenerler alsam, onlarla bir köşe yapsam. koltukları o tarafa mı koysak bu tarafa mı? yok walla, bu sabırsız beyin sabredemiyor bir ay daha, kafasına göre plan proje çiziyor olmadık saatlerde.&lt;br /&gt;dedim ya mesele neden kaçtığı değil benim uykunun, orası belli, mesele nereye kaçtığı. hani bilsem, tutup kulağından getireceğim evine. kır dizini otur, kov koştur fazlalıkları, bir daha da gitme diyeceğim ama bilmiyorum ki nerede? on gündür yok kendileri, bekliyoruz bakalım gelecek diye. gelmezse işim iş, bir ay daha uyku-suzum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-7694196838219203456?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/7694196838219203456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=7694196838219203456' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7694196838219203456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7694196838219203456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/08/uyku-suz.html' title='uyku-suz'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-2115468561232628240</id><published>2008-08-03T23:32:00.004+03:00</published><updated>2008-08-03T23:51:26.718+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: gölge</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;gölgelerinden kaçmaya çalışıyorlar, koşarak uzaklaşıyorlar bir o tarafa bir bu tarafa. bazen doğru tarafa koştuklarında bıraktığını sanıyorlar gölgelerinin peşlerini, seviniyorlar kurtuldukları için. tam rahat rahat yolarına devam edecekken gölgeleri buluyor onları sanki hiç bırakmamışcasına. canları sıkılıyor, yeniden kaçıyorlar. ters yönde gidip büyütüyorlar gölgelerini ve korkuyorlar bu defa, peşlerindeki kocaman gölgeden. taa ki yeniden ondan kurtulana dek, arkalarını kollayarak kaçıyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;onların hayatları böyle geçecek, arkalarını kollayarak kaçmakla. arada bir rahat ettiklerini sanıp çıkacaklar meydana, kendilerini güçlü sanacaklar, canlar alacaklar, canımızı alacaklar, yüreklerimizi yakacaklar. ama sonra yeniden ters yöne düşecek yolları, arkalarındaki gölgeler büyüyecek, dev kadar olacak. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;onlar hep gölgelerinden korkacak, onların gölgeleri "mustafa kemal"ler olacak!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-2115468561232628240?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/2115468561232628240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=2115468561232628240' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2115468561232628240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2115468561232628240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/08/kelime-oyunlar-glge.html' title='kelime oyunları: gölge'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-2189619886873476459</id><published>2008-07-21T00:43:00.001+03:00</published><updated>2008-07-21T00:45:14.104+03:00</updated><title type='text'>teşekkürler zeki triko</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/SIOx4PCEv7I/AAAAAAAACLA/rlI36dl-b-c/s1600-h/GetAttachment.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225215572345929650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/SIOx4PCEv7I/AAAAAAAACLA/rlI36dl-b-c/s400/GetAttachment.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-2189619886873476459?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/2189619886873476459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=2189619886873476459' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2189619886873476459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2189619886873476459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/07/teekkrler-zeki-triko.html' title='teşekkürler zeki triko'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/SIOx4PCEv7I/AAAAAAAACLA/rlI36dl-b-c/s72-c/GetAttachment.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-9196289749870366480</id><published>2008-07-17T03:49:00.003+03:00</published><updated>2008-07-17T04:06:38.982+03:00</updated><title type='text'>aklımda kalanlar - bölük pörçük - saçma sapan</title><content type='html'>iki büyük blok var önümde. biri caddeye paralel. diğeri ise tam karşıda, caddenin bittiği yerde duruyor. ikisinin de belki yüzden fazla penceresi kapalı. bu bloklardan birinde yaşadığını biliyorum. tuhaf bir muhit burası, caddeden çok az araba geçiyor. insanlar bu yolu pek kullanmıyorlar sanırım, sapa mı geliyor acaba. biraz ürkütücülüğü var, ama ürkütücü olan yol değil, bu iki blok. bir perde mi aralandı yoksa ben mi paranoya yapmaya başladım. aklımı yitireceğim senin peşinde! geçen defa geldiğimde izini kaybetmiştim ama bu defa kaçırmayacağım seni. işte oradasın, sanırım karşıya geçmeliyim. hangi bloğa gireceksin? tam arkandayım. tuhaf olan sensin, sadece bloklar değil. tanrım nasıl bir şey bu böyle hareket eden merdivenler, boşluğa mı çıkıyorum? daha hızlı koşmalıyım, neden bizlerin girmesini istemiyorlar? kimler yaşıyor burada, sen kimsin? bölgeyi kapatabilirler mi? kimse bilmiyor burada olduğumu. o dedektif peşimde miydi acaba? deli olduğumu düşünüyor ama değilim. benden koruduklarını sanıyorlar ama asıl hepimiz onlardan korunmalıyız. ben deli değilim. çatı katında ne işimiz var, nereye saklandın? bu da ne, tek bir bulut yoktu az önce, bu kapkara hava da nereden çıktı şimdi. haydi çık karşıma eğer korkun yoksa. sırrını öğreneceğim, bugün bunu yapacağım!&lt;br /&gt;"sırrım dostum, senin zihninde! ve sen bugün bunu bilemeden öleceksin!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-9196289749870366480?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/9196289749870366480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=9196289749870366480' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/9196289749870366480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/9196289749870366480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/07/aklmda-kalanlar-blk-prk-sama-sapan.html' title='aklımda kalanlar - bölük pörçük - saçma sapan'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-1915071505885448281</id><published>2008-07-17T03:31:00.006+03:00</published><updated>2008-07-17T03:40:53.113+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: deniz</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;deniz'ime...&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;deniz mavi&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;mavi hüzün&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;hüzün yaşam&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;yaşam sevmek&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;sevmek aşk&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;aşk ayrılık&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;ayrılık acı&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;acı siyah&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;siyah beyaz&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;beyaz mutluluk&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;mutluluk çocuk&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;çocuk arkadaş&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;arkadaş dost&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;dost güven&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;güven inanç&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;inanç yürek&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;yürek beden&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;beden ruh&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;ruh engin&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;engin deniz&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;deniz can&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;deniz canan&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-1915071505885448281?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/1915071505885448281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=1915071505885448281' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1915071505885448281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1915071505885448281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/07/kelime-oyunlar-deniz.html' title='kelime oyunları: deniz'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-5907137174848439757</id><published>2008-07-14T11:13:00.002+03:00</published><updated>2008-07-14T11:17:29.581+03:00</updated><title type='text'>kıskançlık</title><content type='html'>şimdi bir dost almış kuzusunu da yanına, bir başka dostun yanında almış soluğu. onun kuzusu ile birlikte gezip tozmak, dertleşmek konuşmak paylaşmak ve kimbilir daha ne güzel başka şeyler yapmak niyeti ile. teknoloji ile katıldım aralarına bir kısa süreliğine akşam ama aklım dost sohbetinde kaldı, itiraf ediyorum. ben de dedim alayım kuşumla kuzumu da katayım kendimi yanlarına ama düşüncesi bile yorucu bu fikrin... kuşları kuzuları satmak paklar beni dost sohbeti için. gelecek onun da vakti, bekliyorum sabırla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-5907137174848439757?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/5907137174848439757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=5907137174848439757' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5907137174848439757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5907137174848439757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/07/kskanlk.html' title='kıskançlık'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-2358747127061758336</id><published>2008-07-01T00:21:00.004+03:00</published><updated>2008-07-01T00:30:04.210+03:00</updated><title type='text'>boş-dolu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;çok boşluk bırakmışım zevzek'imin mekanına. bu boşluk esnasında bir ev boşaltmışım, iki boş odaya sığdırmışım 6 yıllık anıları, kocamı boş bir otel odasında bırakmışım ankara'da, sonra bir başka boş odaya sığınmışım iki oğlumla birlikte. ama şimdi bakınca o iki boş oda dolmuş onca eşyamızla, sabırsızlıkla bizi bekliyor. kocam ankara'da doldurmuş otel odasını olan giysisiyle her fırsatta yanımıza geliyor. ve biz o başka boş odayı evimiz edinmişiz, onu içeren evde büyüklerimizle kısa da olsa özlenecek günler yaşıyoruz. baktım artık hayatımız dolmuş yeniden güzelliklerle, zevzek'in de dili çözülür yine umuduyla yazıyorum şimdi bu boş-dolu hikayesini.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;biz bardağımızın yarısını boşaltmıştık boşaltmasına da, diğer yarısı hala dolu. daha da doldurulmayı bekliyor!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-2358747127061758336?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/2358747127061758336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=2358747127061758336' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2358747127061758336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2358747127061758336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/07/bo-dolu.html' title='boş-dolu'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-7605123270997532488</id><published>2008-05-29T00:45:00.002+03:00</published><updated>2008-05-29T00:54:33.560+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: masalcı</title><content type='html'>gün batımında gelir masal vakti şehrime. camımın ötesinde görülen beton kuleler çarpışık ovalar kaybolur birer birer güneşle birlikte, misafirliğe giderler onun evine. her gece olduğu gibi sadece o geceliğine. işte o zaman başlar masal bir varmış bir yokmuş diye. her biri bir ışık bırakır ardında. yakından yine soğuk ve tek başına ama uzaktan bakınca, benim camımdan, gökyüzündeki yıldızlar oluverirler o çarpışık ovalar, beton kuleler. yıldızların arasındaki yolculuğuma dönerim bir kez daha. her bir kümede ayrı bir hayat yaşar ve ben masalımın kahramanı olunca, her bir hayata uğrarım camımdan ötede. bir gün kuledeki prensese giderim, bir gün ormandaki pastacıya. bazen yolum daha uzaklara düşer, küçük çocukların büyük dünyasında buluveririm kendimi. en zorudur onların yanına gidebilmek, ama en çok sevdiğim de odur benim. camın ötesinden varabilmek yanlarına, masl içinde masal da olsa... sonra tek tek başlar sönmeye ışıklar, yıldızlar kapatır parlayan gözlerini. yerlerini alır yeniden betonlar. bitmiştir onların da misafirliği, güneşle birlikte dönerler evlerine. ve ben o zaman başlarım uyumaya, bir sonraki masal vaktine kadar.&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bir iki masal vakti&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bir iki masal bitti&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;son iki cümle ya-pa yayınlarının bir hikaye kitabının başlangış cümlesidir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-7605123270997532488?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/7605123270997532488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=7605123270997532488' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7605123270997532488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7605123270997532488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/05/kelime-oyunlar-masalc.html' title='kelime oyunları: masalcı'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-321478155996900037</id><published>2008-05-08T13:41:00.002+03:00</published><updated>2008-05-08T14:02:37.383+03:00</updated><title type='text'>fotoğrafın dili: görmek</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_le8h5sEw1ew/SCLaQnHMICI/AAAAAAAAB5I/ZDYlsm2Vdo0/s1600-h/foto.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197956898850873378" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_le8h5sEw1ew/SCLaQnHMICI/AAAAAAAAB5I/ZDYlsm2Vdo0/s320/foto.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;foto: Selahattin Sönmez (Turkish Daily News)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;sen göremeszin oradan benim gördüklerimi, ister en yüksek dağa tırman ister en uzun kuleye çık. yetmez görmek için bulunduğun yerden bakman, benim yerimden bakmadıkça.. gökyüzünde uçan eflatun martıları yalnız ben görebilirim, güneşin mavi ışıklarını, ayın sarı yansımasını ben! uçurtmanın üzerine oturmuş elleriyle bulutları yakalayan kızla kartalın kanatlarında "daha hızlı" diye bağıran oğlan yalnız bana görünür. alice'in turuncu kedisi yalnız bana güler, bay tavşan yalnız benim takip etmemden korkar da kaçar. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;ben bir tek dışarıyı değil içeriyi de görebilirim baktığım yerden. istediğin izni al dilediğin makamdan, istediğinle konuş, kayıt et ama benim duyduklarımı duyamazsın sen bulunduğun yerden. ölmüş küçük kızın her gece katilinin başında defalarca "neden" diye sorduğunu yalnız ben duyarım. hastanede bilinçsiz yattığını sandığınız kadının her akşam buraya gelip hesap sorduğunu ben duyarım. ve düşünülmemesi gereken düşüncelerin dönüp dolaşıp düşünmeseydin burada olmazdık diye düşünenlerine sızlanışlarını, yalnız ben duyarım. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;yalnız buradan görülür ve duyulur benim gördüklerim ve duyduklarım.  yalnız bu parmaklıkların ardından...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_ASKvrzxtfTg/SB2jrB-CiDI/AAAAAAAAAxE/LSO3edb9Lrg/s1600-h/11.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-321478155996900037?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/321478155996900037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=321478155996900037' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/321478155996900037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/321478155996900037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/05/fotorafn-dili-grmek.html' title='fotoğrafın dili: görmek'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_le8h5sEw1ew/SCLaQnHMICI/AAAAAAAAB5I/ZDYlsm2Vdo0/s72-c/foto.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-2158106732754657094</id><published>2008-05-07T21:10:00.002+03:00</published><updated>2008-05-08T12:05:28.929+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: yalın</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;denizden yeni çıkmış, yalın ayak bana doğru koşarken elimdeki kocaman mavi havluya kurulanmak için, gözlerinin içi gülüyordu biraz üşümüş göründüğü halde.. bu mevsimde asla yapmamam gereken birşeyi yapmıştım, buz gibi denize girmesine izin vermiştim. izne ihtiyacı kalmayacak yaşa geldiğinde belki de kendisi istemeyecekti o insanı dirilten suya girmeyi ve varamayacaktı bu güzelliğin tadına, benim hiç bir zaman bilemediğim o tada. onun için göze aldım bana göre bizi bekleyen tehlikeyi "biraz burun akıntısı biraz öksürük belki". ve değdi bu cesaretime, o kadar mutlu gözler içimizi ısısttı ikimizinde, üşüme kalmadı annesinin sıcak kucağında ve teşekkür etti içinden, boynuma sarıldığında.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-2158106732754657094?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/2158106732754657094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=2158106732754657094' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2158106732754657094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2158106732754657094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/05/kelime-oyunlar-yaln.html' title='kelime oyunları: yalın'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-8310350152673649063</id><published>2008-05-01T13:17:00.003+03:00</published><updated>2008-05-01T13:20:57.345+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: umut</title><content type='html'>yeni bir şehir umut bugünlerde bana, yeni bir hayat yeşerteceğiz yaban ellerde. herşey yeni olacak; evimiz, okulumuz, işimiz, çevremiz, gelenimiz gidenimiz. yeni olmayan tek şey umudumuz olacak, herşeyin yeni olduğu kadar güzel olması için özenle bakıp büyüttüğümüz umudumuz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-8310350152673649063?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/8310350152673649063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=8310350152673649063' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/8310350152673649063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/8310350152673649063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/05/kelime-oyunlar-umut.html' title='kelime oyunları: umut'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-4423225580277537408</id><published>2008-05-01T12:50:00.006+03:00</published><updated>2008-07-01T00:01:45.306+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: sır</title><content type='html'>kalabalık bir cenaze töreniydi beklediğinin aksine. bir anneyi ikinci oğlunu toprağa teslim ederken izlemek, gözlerinden süzülen yaşların yüreğindeki fırtınanın serpintileri olduğunu anlamak kendini hayal edemeyeceği acıların içinde bulmasına neden oldu. hiç durmuyordu onun da gözlerinden akan yaşlar. boğazı düğüm düğüm, hareketsiz bakıyordu sadece. onca kalabalıkta sadece annenin gözyaşlarıydı görebildiği. beş arkadaş sımsıkı el ele tutuşmuşlardı, tek kelime etmeden gelmişler, bekliyorlar ve gideceklerdi. en sevdiklerini orada bırakarak.&lt;br /&gt;"nasıl olmuş?"&lt;br /&gt;arkada tanımadığı iki kişi kendilerince sessiz, ama ona göre sanki bütün dünya duyarcasına konuşuyorlardı.&lt;br /&gt;"bir not bırakmış "çok denedim olmuyor, yapamıyorum" diye. bir kaç gün sonra bulmuşlar, işten bir arkadaşı yöneticiye kapıyı açtırmış zorla.. cenazenin amerika'dan getirilmesi için çok uğraştılar. zavallı hadiye hanım, mert hastaydı tamam, onu allah aldı, işine karışılmaz. ama metin, sapasağlam, aslanlar gibi çocuk. nasıl yaptı anlamadık, bunalımdaydı zahir. amerika'da da bunalım mı olurmuş, oluyor demek. yazık, çok yazık.."&lt;br /&gt;mert'i düşündü, hiç tanımamıştı. metin'le ilk tanıştıkları yıl kardeşi hasta diye biliyordu ama yine de ölüm bir aileyi hazırlıklı bulmuyordu hiç. nasıl sarsılmışlardı! başsağlığına gittikleri akşamı hatırladı. odasına yatağa uzanmış gözleri boşluktaydı. normal şeylerden konuşuyor, okuldan, finallerden bahsediyordu ama gözleri herşeyi bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyordu. çıktıklarında cem ilacın etkisinde olduğunu söyledi. ağır bir sakinleştirici vermişlerdi. 16 yıl önce, bir ömür önce.&lt;br /&gt;o olaydan sonra okula devam etmişler, sibel, metin, cem, umut, leyla ve neslihan çok iyi altı arkadaş olmuşlardı. o dönemde bir erkek arkadaşı vardı sibel'in, hepsi tanır ama sonradan anladığı üzere çok sevmezlerdi. yine de sibel'in hatırına sever görünürlerdi. okulun bitince hepsinin yolları ayrıldı. sibel çalışmaya başladığında hala aynı kişiyle birlikteydi, metin istanbul'a gitmişti. cem amerika'ya, diğerleri de izmir'de kendi hayatlarına dalmışlardı. çok sık görüşmeseler de, karşılaştıklarında kaldıkları yerden devam edebiliyorlardı. bunu bilmekti onlar için önemli olan da. kolundan çektiklerinde kendine geldi. artık ayrılık zamanıydı, son defa bakarak yattığı yere bir bir ayrıldılar oradan.&lt;br /&gt;bir hafta kadar sonra telefonla uyandı sibel,&lt;br /&gt;"bu akşam hadiye teyzelere gideceğiz, ben ayrılmadan görmek istedim. leyla ve umut da geliyorlar, sen de gelmek ister misin?"&lt;br /&gt;arayan cem'di. akşama görüşmek üzere sözleştiler.&lt;br /&gt;kapıyı esen açtı, metin'in kızkardeşi, hadiye hanım'ım son kalanı.&lt;br /&gt;"annem çok iyi değil, uzanıyor. siz geçin salona da ben haber vereyim. sizi görmek isteyecektir."&lt;br /&gt;ev aynı hatırladğı gibiydi, eşyalar değişmemiş, sadece biraz daha solgun görünümlüydüler. köşedeki masada çok anıları vardı. ne çok çalışmışlardı orada altı kişi, vizeler finaller derken işte bir final için daha buradayız diye düşündü.. hadiye hanım içeri girince hepsi ayağa kalktılar. o oğlunu, onlar da kardeşlerini kaybetmişlerdi, hiç konuşmadan paylaştılar acılarını. konuşacak bir şey yoktu zaten.&lt;br /&gt;çıkarlarken esen sibel'i tuttu kolundan, "bak bunlar abimindi sibel, ara sıra yazardı ama amerika'ya giderken bütün hepsini attığını sanıyordum. bunun içindekileri saklamış, dün eşyaları geldi. ben de ne olduklarını bilmediğim için bir kaçını okudum. sanırım senin alman gerekiyor."&lt;br /&gt;çok şaşırmıştı ama hiçbirşey demeden aldı küçük paketi. sımsıkı sarıldı esen'e, kendi kardeşi olsa bu kadar çok sevebilirdi herhalde. zaten kardeşi değil miydi?&lt;br /&gt;eve vardığında kızlar uyumuştu bile. cenk bilgisayarının başında yine işe dalmıştı. bütün mumları yaktı banyosunda, küveti doldurup bir kadeh şarap aldı yanına. metin'in anıları için hazırlık yaptı kendince. zarfı açtığında içinden birkaç sayfa çıktı, defalarca okunduğu belli, buruşmuş, bazılarında kırmızı şarap lekeleri olan yazı dolu yıllara dağılmış sayfalar. hepsinin sol üst köşesinde tarih vardı. gülümsedi, bu metin'in tarzıydı: tarih hep solda olacak! hepsini sıraya sokarak başladı okumaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 kasım 1991&lt;br /&gt;sibel yoktu bugün, yine migreni tutmuş. leyla neslihan'la yalnız geldi. peki ben neden yalnız hissettim ki kendimi. herkes okuldaydı, sadece sibel yoktu.. yanındaki tuğla da yoktu haliyle.&lt;br /&gt;şu teknik resim dedikleri derse neden daha anlamlı bir isim vermemişler ki, tenik işkence mesela....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk okuduklarına bir anlam veremedi sibel, ama birden gülmeye başladı. hakan'a tuğla dediklerini bilmiyordu. ve onca yıl bunu saklamayı başarmışlardı demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 şubat 1995&lt;br /&gt;sibel, bu sana yazdığım ilk mektup. daha önce hep kendim için yazmıştım ama artık bundan sıkıldım ve sana yazmaya karar verdim. hergün birlikteyiz, her an konuşuyoruz ama söylemek istediklerimi söyleyememekten korkuyorum. ve sana bunu verememekten.&lt;br /&gt;ben seni seviyorum. yıllardır kendimle savaşıyorum, hakan'la evleneceğinizi bildiğim halde kendimi seni sevmekten alıkoyamıyorum. sana bu kadar yakın olmak ama dokunamamak, gözlerinin içine bakamamak, sana "seni seviyorum" diyememek beni mahvediyor.. seninle seni unutmak için birlikte olduğum kız arkadaşlarımı konuşmak beni mahvediyor. senden hakan'ı dinlemek beni mahvediyor. ben seni seviyorum ama senden beni sevmeni isteyemiyorum. cem aptal olduğumu düşünüyor, ona kalsa sana gelip hakan'ı bırak demeliymişim ama buna hakkım var mı bilmiyorum.. seni seviyorum. yazmak bile harika, sana veremeyeceğim bu ilk mektuba yazıyor olsam da, ben seni seviyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerinden akan yaşları durdurması mümkün değildi, artık hıçkırarak ağlamaya başlamıştı suyun içinde. birden herşeyi unutarak ölmek istedi. nasıl bu kadar kör olabilirdi, en yakın arkadaşım dediği kişinin duygularını hiç ama hiç görememişti demek.. 1995, 3. sınıfa gidiyorlardı. metin bunları yazdıktan sonra neredeyse 1.5 yıl daha her dakika birliktelerdi. okul bitince metin hemen istanbul'a gitmişti. halbuki hocaları okulda kalmasını çok istiyorlardı, çok başarılı bir öğrenciydi. sibel bile konuşmuştu kalması için. güldü, "ben bile konuştum kalması için"&lt;br /&gt;daha fazla okuyamazdı, sessizce girdi yatağına ve kapalı gözlerle yattı sabaha kadar, hiç ama hiç uyumadan.&lt;br /&gt;çocukları okula bıratıktan sonra eve döndüğünde cenk çoktan çıkmıştı. artık kocasıyla sadece çocuklar hakkında konuşur olmuşlardı. herkes kendi işine bakıyordu, diğerine ne karışıyor ne de ilgileniyordu.. mutsuzum diye düşündü. onca biriken ev işini bir kenara bırakıp bir sayfa daha aldı eline..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 ekim 1998&lt;br /&gt;bugün sana geliyorum. çok üzüldüğünü biliyorum, yanında olamadım ama ben mutluyum. zaten tuğla'dan ayrılman sırf seni düşünecek olsam da beni mutlu edecek bir olay. ama ben beni değil bizi düşünüyorum. çok mutluyum, bugün sana geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tanrım diye düşündü, hakan'dan ayrıldıklatn iki ay sonra gelmişti metin izmir'e. birlikte öğle yemeği yemişlerdi. sibel çok mutluydu metin geldiği için çünkü ona verilecek harika bir haberi vardı. cenk adında harika biri ile tanışmıştı ve kısa sürede birbirlerini çok sevmişlerdi. bir yıla kadar evlenmek istiyorlardı. bunları o kadar heyecanlı anlatmıştı ki, metin'in neler hissettiğini anlamamıştı bile. anlamadığını şimdi anlıyordu.&lt;br /&gt;hemen ardında amerika'ya gideceğini öğrenmişti. arkadaşlarıyla olanların hepsini kardeşine yoruyorlardı. ölümünden sonra izmir'de kalmak istemediği, hatta dünyanın diğer ucuna sırf bu yüzden gittiğini düşünürlerdi. sadece cem, kafanıza göre konuşup yorum yapmayın derdi.&lt;br /&gt;ondan sonra çok az görüştüler. yılda bir defa türkiye'ye gelirdi metin ve hepsi bir arada olmak için planlar yaparlardı. eşler, çocuklar da katılırdı bu buluşmalara. o hiç evlenmedi, bana göre değil derdi hep. kız arkadaşları oldu, hatta bir kızla 3 yıla yakın birlikte kaldı. onun kadar yakışıklı bir adamın o kızda ne bulduğunu ne sibel, ne leyla ne de neslihan anlayamıyorlardı. çirkin denebilirdi ama demekki metin'i mutlu ediyor diye düşünürlerdi. bir yahoo grup kurmuşlardı aralarında ve nadiren de olsa oradan haberleşiyorlardı. Türkiye'ye son gelişinde, kendini aramamasına içerlemişti sibel, hatta şaka yollu gücendiğini de yazmış, metin ise sadece bir dahaki sefere demekle yetinmişti.. şimdi aranmama sebebini daha iyi anlayabiliyordu.&lt;br /&gt;acaba diye düşündü, acaba üniversitede gelip hakan'dan ayrıl dese ne olurdu? acaba o öğle yemeğinde ben seni seviyorum dese ne olurdu.. herşey farklı yaşanır mıydı? ben bugün mutlu olur muydum, metin bugün sağ olur muydu? son düşünce mahvetti onu, onu ben mi öldürdüm!&lt;br /&gt;esen'in bunları kendine verme sebebini anlayamadı, bunca yıl sır olarak kalmış bir aşkın neden böyle bilinmesini istemişti. onu suçladığı için olabilir mi? kendini suçlu görüp vicdan azabı çekmesi için olabilir mi? ama hiçbirşey bilmiyordu ki? bilseydi ne olurdu, onu da bilmiyordu. ama şimdi anlıyordu ki, o metin'i en az metin'in onu sevdiği kadar çok seviyordu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-4423225580277537408?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/4423225580277537408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=4423225580277537408' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4423225580277537408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4423225580277537408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/05/kelime-oyunlar-sr.html' title='kelime oyunları: sır'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3430513549922072316</id><published>2008-04-26T00:02:00.002+03:00</published><updated>2008-04-26T00:17:56.925+03:00</updated><title type='text'>kırmızı oje</title><content type='html'>kendimi bildim bileli annem kırmızı oje sürer. çok güzel elleri vardır, incecik uzun parmaklar. ve kırmızı oje hiçbir ele anneminki kadar yakışmaz! ve ben o kırmızı ojeli ellere hep özenir, büyüyünce ben de kırmızı oje süreceğim diye içlenirim. ama ne yaşım 16, 18 ya da 20 olduğunda, ne 30'umda çocuk doğurduğumda kendimi "kırmızı oje sürecek kadar" büyümüş hissedemedim... manikürümü yapan kız ne renk oje sürelim diye sorduğunda, göz ucuyla kırmızıya bakıp, her seferinde "rakı beyazı" dedim.&lt;br /&gt;bu akşam, 34 yaşımı doldurmuş, 35'imi sürdüğüm bir akşam, annemin tuvalet masasında farklı tonlarda bir sürü kırmızı oje görünce sanırım artık kırmızı oje sürebilecek kadar büyümüş olduğumu hissettim. ve hayatımda ilk defa, bütün haftasonunu evde geçireceğimiz halde, hiçbir programımız olmadığı halde, oturup kendime ırmızı oje sürdüm.. şimdi parmaklarım tuşları tıklarken sanki yazan benim ellerim değil, gözümün önünde kırmızı noktalar uçuşuyor.&lt;br /&gt;ama kendimi iyi hissediyorum, hoşuma gidiyor. bir yandan da keşke bu kadar büyümeseydim diyorum, hala kırmızı ojeye özenen o kız olsaydım. ama hayat sanırım eninde sonunda yapacağını yapıyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3430513549922072316?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3430513549922072316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3430513549922072316' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3430513549922072316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3430513549922072316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/04/krmz-oje.html' title='kırmızı oje'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-260932413293271481</id><published>2008-04-17T12:39:00.001+03:00</published><updated>2008-04-17T12:41:49.176+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: insan</title><content type='html'>bugünlerde bir doğumgünü telaşımız vardı, geçti bitti herşey gibi. ama bu defaki kelime için ben hala bu telaşın etkisindeyim sanırım. lütfen tembel işi demeyin, insan yazım için &lt;a href="http://www.myderyadeniz.com/2008/04/biz-bugn-doduk.html"&gt;buraya&lt;/a&gt; tıklayın:-)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-260932413293271481?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/260932413293271481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=260932413293271481' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/260932413293271481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/260932413293271481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/04/kelime-oyunlar-insan.html' title='kelime oyunları: insan'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-532646292153874086</id><published>2008-04-06T14:34:00.004+03:00</published><updated>2008-04-06T14:43:52.784+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: hata ve affetmek</title><content type='html'>bu defa kesin kararlıyım, onlara hatalı olduklarını mutlaka söylemeliyim. neden cesaret edemiyorum ki buna bir türlü? tamam ben de herşeyi çok iyi bilmiyorum elbette ama o kadar da gözgöre göre tekrarlanmaz ki yanlış bir şey. yok yok tamam, bu akşam lafı dolandırmadan direkt olarak söyleyeceğim onlara bu konuda düşündüklerimi, açık ve net bir şekilde! saat kaç olmuş, hay allah neredeyse gelirler. acaba beni bir daha görmek istemezler mi bundan sonra? belki de çok önemsemezler. kendimi kandırmasam iyi olacak, nasıl önemsemesinler ki, ben olsam çok içerlerdim. affeder miydim acaba bana bunları söyleyebilen birini... sanırım çok seviyorsam evet, alt tarafı.. altı üstü yok bu işin, söylenmeli ve bunu yapacağım bu akşam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya bırakın lütfen, sofrayı ben kaldırırım. siz geçin şöyle de, zaten bir kahve yapayım önemli bir konuda konuşmak istiyorum sizinle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakın şimdi, uzun zamandan beri söylemek istiyorum ama bir türlü cesaret edemedim. ama artık söylemem lazım bu konudaki fikrimi. beni yanlış anlamanızı istemiyorum, niyetim sizi kırmak ya da üzmek değil elbette. hatalı olduğunuz bir konuda sizi uyarmak da benim görevim. çünkü sizi çk seviyorum. umarım bunun için beni affedersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyordum böyle olacağını, keşke hiç konuyu açmasaydım. ama gün gelip beni anlayacaklarına eminim. hatalı olduklarını görecekler, ve bu benim attığım ilk adımın getirdiği şekilde olacak. adım gibi eminim bundan.. mutlaka barışacaklar benimle, affedecekler. yok yok iyi oldu bu şekilde. eğer söylemeseydim ve başlarına bir işi gelseydi o zaman kendimi hiç affetmezdim.. şimdi varsın benimle konuşmasınlar, nasıl olsa gün gelecek ve tekrar eskisi gibi olacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-532646292153874086?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/532646292153874086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=532646292153874086' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/532646292153874086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/532646292153874086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/04/kelime-oyunlar-hata-ve-affetmek.html' title='kelime oyunları: hata ve affetmek'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3364235630490599487</id><published>2008-04-05T21:09:00.002+03:00</published><updated>2008-04-05T21:20:34.221+03:00</updated><title type='text'>sobe - 55 kelime</title><content type='html'>yola üç kişi çıktık, iki kişi döneceğimizi bildiğimiz halde. sona atılan ilk adımda yanında olmaktı bize düşen, en güç yolculukta. bir tanrıça kadar görkemliydi, inancıyla, gücüyle! içinde kopan fırtınalara rağmen o sadece dupduruydu, kendince. dönerken, gözümüzde yaş, kalbimizde sonsuz boşluk ama derinlerde minnettarlık vardı tanrıya, hayatımızın bir döneminde onu yaşamış olmanın mutluluğunu bize vediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek sobe &lt;a href="http://evrim-photosistanbul.blogspot.com/"&gt;evrim&lt;/a&gt; için bu defa... 55 kelimelik bir öykü yazmalısın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3364235630490599487?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3364235630490599487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3364235630490599487' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3364235630490599487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3364235630490599487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/04/sobe-55-kelime.html' title='sobe - 55 kelime'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-7106048430955617122</id><published>2008-04-04T00:17:00.004+03:00</published><updated>2008-04-04T01:08:30.219+03:00</updated><title type='text'>çocuk istismarını durdurun!!!</title><content type='html'>sevgili yaşamın kıyısında onbeş gün kadar önce mimlemişti beni bu konuda, biraz geciktim, kusura bakma lütfen teyzecim. sanırım blog dünasına adım attığımdan beri, oğullarım için hatıra bırakmanın dışında bana en önemli gelen şeyi yapmak için zaman tanımak istedim kendime..&lt;br /&gt;ben haberleri seyrederken kötü haberler çıkınca bazen kanalı değiştiririm, sanki ben dinlemeyince onlar olmuyormuş gibi.. belki insani ama sanırım aslında korkak bir davranış. özellikle çocuklara ilişkin haberler, özellikle ben anne olduktan sonra hiç dinleyemediklerimin başında geliyor. ama bunları dinlemek ve birşeyler yapmak gerekliliğini göz ardı ediyorum. evde kendi çocuklarıma iyi davranıyorum, iyi birer yetişkin olmaları için çalışıyorum ama bu yetmez derken de birşey yaptığıma inanmıyorum. peki ben ne yapabilirim ki?? okudukça çok şey olduğunu görüyorum. en basiti konuyu sürekli gündem yaparak işe başlayabilirim. burada değil tabii, eş dost arkadaş ortamlarında bnu konuşmak birisini etkileyebilir, o kişi başka bir ortamda başka birisini etkileyebilir ve bu zincir belki yerinde birine ulaşarak onun yanlış yaptığı şeyi görmesini sağlayabilir. çok ağır şartlar gerekmiyor "çocuk istismarı yapıyor olma" sınıfına girmek için. annenin vurduğu yerde gül biter diyenlerin yaptıkları da çocuk istismarına giriyor çok zaman. gerekli gereksiz yere atılan dayaklar, vurmalar. bir de çocuk ihmali var, sağlığına dikkat edilmeyen, sevgisizlikten ilgisizlikten ihmalden kendini hiçbir zaman bulamayacak çocuklar yetişiyor.. vikipedia diyor ki dünya'da çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken; ülkemizde bu rakam %10 ila %53 arasındadır. yani belki daha önce görmediğimiz öyle korkunç bir tablo var ki karşımızda, insanın tüyleri ürperiyor! birşeyler yapmak lazım geliyor, farkında olmak ilk adım sanırım. ben bu farkındalığa çok geç olarak ama bu mim'le vardım. umarım sanal ortamda en çok dolaşan konu bu olur da çok geç olmadan az da olsa birşeyleri değiştirebiliriz.. mim gereğini yerine getirmeden ben de sevgili &lt;a href="http://www.ilerigeri.blogspot.com/"&gt;ileri geri&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://ozozel.blogspot.com/"&gt;özlem&lt;/a&gt;'i mimliyorum. hadi kızlar, sıra sizde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mim gereği: çocukluğunuzdaki hatırladığınız ilk şarkı, şu anda dinlediğinizdeki hissettirdikleri;&lt;br /&gt;trt radyosunda çocuk şarkıları çalardı ve beni nedense inanılmaz mutlu eden "küçük kardeş minik kardeş" şarkısıydı. evet mutluluk hissederdim bu şarkı çalarken, ve hala daha oğullarıma aklımda kalan bir iki dizeyi söylerken kendimi o günlerde hissedip yine inanılmaz mutlu oluyorum.. keşke her çocuk "mutlu olabilmeyi" yaşama şansına sahip olsa. keşke her ana baba içlerindeki iyi yanı çocuklarıyla baskın tutabilse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Minicik minicik bir can, gözleri mercan. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Minicik minicik bir can, ben sana hayran. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Küçük kardes, küçük kardes, Can, can, can. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Minik kardes, minik kardes, Can, can, can. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Konusmayi bilmezsin, yürümeyi bilmezsin. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Minik bana gel desem, gelmeyi bilmezsin. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Küçük kardes, küçük kardes, Can, can, can. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ufacik tefecik basli, gözleri yasli. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Karacik kuracik tenli, yay gibi kasli. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yoruldun mu? Aciktin mi? Neden sustun? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Darildin mi? Gücendin mi?Neden küstün? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Küçük kardes, küçük kardes, Can, can, can. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Minik kardes, minik kardes.Can, can, can &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;[aslında bu mim'in 3 gereği var: 1-banner 2- yukarıda yazılan 3- yazıda "çocuk istismarını durdurun" ifadesinin geçmesi, ki ben son şartı başlık olarak kullandım. yeni mimlenenlere duyurulur]&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-7106048430955617122?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/7106048430955617122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=7106048430955617122' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7106048430955617122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7106048430955617122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/04/ocuk-istismarn-durdurun.html' title='çocuk istismarını durdurun!!!'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-1644260830736924055</id><published>2008-03-12T23:58:00.003+02:00</published><updated>2008-03-13T00:38:23.279+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: vurgun-sürgün</title><content type='html'>gönlünde uzaklara gitmek vardı hep. arkasına bakmadan gidebilmek, bilmediği yerlerde bilmediği insanların arasına karışabilmek istiyordu. oysa bunu yapamayacağını o kadar iyi biliyordu ki, geride bırakıp gidemeyeceği çok şeyi vardı aslında.. ama ya gitse, ölenle ölünmez dememişler mi, farzetsinler ölmüştü o da..&lt;br /&gt;oysa ne kadar mutlu bir başlangıç yapmıştı.. ünversitede okurken geçirdiği onca güzel yılın onca güzel arkadaşlıkların ardından iş hayatına atılmış, özgür kadını oynamaya başlamıştı. bir kısmı devam eden bu arkadaşları ile görüşmeye devam ediyordu, hatta yeni aşkını ilk onlara tanıştırmıştı.. hep sırdaşı bildiği Kemal, okuldan sonra dünyanın diğer ucunda yaşamasına karşın onunla ilk tanışan kişiydi, çok iyi biri, tebrikler demişti.. sonra sırayla herkese tanıttı aşkını. beğeniler, tebrikler arasında yürüdüler evliliğe. iki oğlu ve son denemelerinde kucakladıkları kızları ile çizdikleri mutlu tablo sonsuza dek duvarlarında asılı duracaktı sanki. yıllar yılı değişmeyenlerinden biri yılda bir defa yedi arkadaşın bir araya geldiği haftasonuydu, uzaktakiler yakındakiler, hepsi aynı şehirde toplanır, birlikte bir haftasonu geçirirlerdi. bazen eşler çocuklar da katılır, bazen sadece o üniversiteli çocuklar olurlardı kendi aralarında..&lt;br /&gt;bitmeyen aşkı, kocası anlayışlı, kibar, sevecen, hayatında tanıdığı en iyi babaydı. herşeyin bu kadar mükemmel olması zaman zaman içine bir kurt düşürse de bunu annesinden devraldığı pimpirikliliğine verir, aman derdi, dertsiz başıma dert açmaya çalışıyorum...&lt;br /&gt;sonra neden bir gün eve gitmek istedi, iş yerinde olması gereken saatte. büyük oğlanların okulda, kızının anneannesinde olması gereken saatte. aşkının uzun zamandır almaya çalıştıkları bir işle ilgili son sunumu yapacakları -en önemli- toplantıda olması gereken saatte..&lt;br /&gt;evin önüne geldiğinde, küçük kırmızı araba garajın önünde duruyordu, o anda kullandığı aile arabasının olması gereken yerde ise siyah bir volvo vardı, tanımadığı yabancı bir araba. endişelenmek istedi ama annesinin genlerine gem vurdu için için. kapıdan girdi, sessizce. biraz etrafına bakındı, tanrıya şükür ortalıkta atılı kadın kıyafetleri yoktu, iki iş çantası duruyordu masanın üzerinde -demek yeteri kadar gem vuramamıştı kendine, biraz kızararak gülümsedi- çantaların ikisini de tanıyordu, biri aşkının diğeri ortağının. hiç yoktan var ettikleri şirketlerini kurdukları ilk gün kendisinin alıp hediye ettiği deri çantalar. demek arabanı değiştirdin, seni hınzır diye düşündü. arka bahçede olmalıydılar, işi aldılar ve kutlama yapıyorlar..&lt;br /&gt;arka bahçede sadece çocukların bisikletleri vardı ortalıkta atılmış bir halde, ve havuz kenarında bir gün önce kurusun diye bıraktıkları havlular.. tekrar eve girdi, basamakları çıkmaya başladı. her basamakta biraz daha yavaşlıyordu, daha geç çıksa, hiç yukarıya varamasa... daha sessiz daha daha daha yavaş.. kaç yaşındaydı, kaç yaşına kadar asılı kalabilirdi o merdivende? oğlanlar daha dönmez, pelinsu akşam annemde kalsın! kapıdan içeri giremedi, bilmek onu öldürmüşken görmek ne yapardı bilemedi...&lt;br /&gt;bildiğini bilmek aşkını ne yapardı, yine geceleri sessizce girebilir miydi örtünün altına, sevebilir miydi onu? anlar mıydı artık sevilemediğini.. terketmek istedi ama yapamadı. uzaklara gitmek gönlünde bir dilek olarak kaldı, kimseye anlatamadı. ölüm farzedilemiyordu işte, farzetsinler ölmüştü olmuyordu.&lt;br /&gt;vurgun yediği günün yılında kendini ölüme sürgün etti...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-1644260830736924055?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/1644260830736924055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=1644260830736924055' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1644260830736924055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/1644260830736924055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/03/kelime-oyunlar-vurgun-srgn.html' title='kelime oyunları: vurgun-sürgün'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-4404247045748926651</id><published>2008-03-10T02:31:00.002+02:00</published><updated>2008-03-10T03:04:51.963+02:00</updated><title type='text'>MR</title><content type='html'>Manyetik rezonans görüntüleme (MR): Vücudun herhangi bir bölgesinin kesitsel olarak görüntülenmesidir. MR cihazı dev bir mıknatıstan oluşmaktadır. İnceleme sırasında hasta cihaz masasına yatırılmakta ve dev mıknatısın içinde bulunan tünele masa ilerletilmektedir. Görüntülenmesi istenen bölgeye radyofrekans dalgaları verilip, alınan yanıt anten aracılığı ile toplanıp bilgisayarda görüntüye çevrilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi böyle okuyunca basit gibi gelmesine karşın mr çekimi aslında oldukça sinir bozucu bir deneyim. maalesef ben bugün bu sinir bozucu deneyimi 2. defa yaşadım.&lt;br /&gt;ilki en az  bir 10 yıl önceydi, migren ağrılarımın pik yaparak beynimi yemeye başladığı bir dönem, kesin ur neyin var diye teşhis koymuştum kendime ve gidip bir beyin mr'ı çektirmiştim. sonuçta ur çıkmamış, üsgünüs ama sizde kessin migren var demişlerdi. niye üzüldülerse? yani migren olmayıp ur çıksaydı sevinecekler miydi acaba? neyse, konuyu dağıtamadan bugün ikinci "tecrübe edişime" geleyim.&lt;br /&gt;geçen hafta cumartesi feci bir boyun ağrısıyla uyandım, ağrı bir hafta sürünce de cumaya doktora gittim. gerçi ben gidesiye biraz hafiflemişti ama biz çarşambadan randevuyu almış bulunduk. yoksa kesin gitmezdim.. ege'de bir prof. hanım baktı. gerçekten de çok hoş bir doktordu, hem tıbbi hem hayata dair öğütlerle çıktık odasından, bu arada bir de mr istiyorum dedi, boyun fıtığı olabilirmiş. ben doktora gitmekten vazgeçecek haldeyken fıtık demesi tuhaf oldu, ama başlayınca bir kere sonuna kadar devam etmeli dimi ya??&lt;br /&gt;neyse, bugün yine ege'de mr çekimine gittim. cihazın içine girmek dert diil tabii de içindeyken çıkan o seslere tahammül etmek çok zor. büyük bir inşaat alanında gibi oluyorsun, hiç durmadan çalışan iş makinaları var etrafında. ya da daha çok yol kazısı yapıyorlar gibi, hani şu asfalt delen makinlardan on tane birden çalışıyor sanki. bir ara sesler bitiyor, hah tamam bitti diyorsun ama yine başlıyor on saniye geçmeden.. sonunda bteceğinden ümidi kesiyorsun, sanki yıllarca kalacakmışsın gibi geliyor içeride. içerideyken öyle şeyler düşünmeye başlıyor ki insan, sanki fıtık için değil bintürlü başka şeyler için tanı istenmiş gibi geliyor. heleki ben, kötü fikir üretme fabrikası gibi çalışan beynimle içeride binbir senaryoya imza attım gene. dedim ya öyle hemen gir çık da değil, 10 dakika kadar kaldım makina içinde. o 10 dakika içeride bildiğimiz 10 dakika süresinde değil tabii, hani geçmek bilmeyen dakika hesabıyla bakmak lazım.. hayat kısaldı, arkamdan kim ne yapar planları yapıldı, emeklilik sigortamın ölüm halinde yapacağı ödeme neydi acaba, hemen onu öğrenmeliydim.. bir ara alarm gibi birşey çalmaya başladı, acil durumlarda kesik kesik çalan o tiz ve yüksek frekanslı ses beni sigortamla ilgili birşey öğrenecek kadar vaktim olmadığına ikna etti.. iyice panikledim sanırım içeride. bittiğinde, dıarı çıktığımda başımda korkunç bir ağrı vardı, içeride paniklerken biri migrenime haber uçurmuştu sanırım, hemen gel tam sana göre şimdi ebru'nun başı diye, o da gelmemezlik etmedi sağolsun!&lt;br /&gt;şimdi düşününce 10 yıl önce daha kötü sonuçlar ihtimali ile girdiğimde dev mıknatısın içine bu kadar panik yapmadığımı hatırlıyorum. hatta hiç panik yapmamış, bitene kadar gözlerimi kapatıp uzanmıştım sadece. o da bendim, bugün de benim ama arada o kadar çok fark varki şimdi.. daha bir umusamazdım sanırım, belki daha vurdumduymaz.. çocuklar mı böyle endişeli yapıyor insanı, öyle olsa gerek... gerçi makinadan çıktıktan sonra sigoramla ilgili bir derdim kalmadı, alt tarafı biraz boyunluk takacağım [ki aslında şimdiden takmamı söylemişti prof. hanım, ablamın yıllar önce taktığı boyunlupu da getirmişti annem hemencik ama bir kere deneyip, dur dedim kendi kendime, mr sonucunu alayım da öyle bakarıs boyunluk işine, prof. benden iyi bilecek değil ya!!]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-4404247045748926651?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/4404247045748926651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=4404247045748926651' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4404247045748926651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4404247045748926651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/03/mr.html' title='MR'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3029768611727210497</id><published>2008-03-06T14:30:00.002+02:00</published><updated>2008-03-06T15:04:17.470+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları: duvar</title><content type='html'>bu kelime ile bana "kal" geldi.. duvar duvar duvar diyorum kendi kendime sürekli, belki birşeyler çağrıştırır diye ama ı-ıh olmadı. aslında birkaç gündür bekliyorum yazmaya oturmadan, neyi bekliyorum kısmı bana kalsın. son günlerde yeterince deli diyen var, nedenini anlatıp bu sayıyı arttırmayayım ama baktım beklediğimin olacağı yok bari dedim yaz kurtul, alt tarafı bir duvar: ne kadar yüksek olabilir ki ben aşamayayım. ya da geniş: etrafını dolaşamayayım. ya da kalın: sesimi duyuramayayım. sonra gördüm ki, öyle yüksek duvarlar var ki önümüzde görünmese de aşması çok ama çok zor. öyle geniş ki bazı duvarlar, istediğin kadar yürü boylu boyunca bitimek bilmiyor. ve öyle kalın ki bazı duvarlar, bu tarafta istediğin kadar konuş sesin öbür tarafa ulaşamıyor. ama bu aşılmaz, geçilmez duvarların hiçbiri taştan tuğladan değil. &lt;a href="http://www.archisugar.com/2008/03/kelime-oyunlari-duvar-2yazi.html"&gt;taş duvarlar yıkılabiliyor&lt;/a&gt;, yıllarca yürekleri dağlamış olsalar da. aşılamayanların hepsi bizimle bir yaşayan duvarlar, onlar kanlı canlı, sen ben gibi, aramızda yaşıyorlar. onlar insan görünümünde hayat sürdüren sert, katı, duygusuz, doyumsuz varlıklar. kendilerini daha da büyütmek için insan taklidi yapıp içimize sızıyorlar. üstelik bunu son zamanlarda çok da iyi başarıyorlar. ve biz insanlar o duvarların ne kadar aşılmaz olduğunu, etrafımızı tamamen çevirip bize bir çıkış yolu kalmadığında, sesimizi artık duyuramayacağımız vakit geldiğinde anlamak üzere, duvara her gün kendi elimizle bir tuğla daha örüyoruz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3029768611727210497?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3029768611727210497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3029768611727210497' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3029768611727210497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3029768611727210497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/03/kelime-oyunlar-duvar.html' title='kelime oyunları: duvar'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3347665620659553701</id><published>2008-02-29T21:12:00.002+02:00</published><updated>2008-03-01T15:22:33.966+02:00</updated><title type='text'>umutlu ev kadını</title><content type='html'>12 yıl bu dile kolay, yok yok dile bile kolay değil, en azından benim dilime. bir ömür sığdırdığım iş hayatım bugün iki orta boy kolinin içinde toparladıklarımla bitti gitti.. ah şu değişiklik kelimesi söylendiği gibi kolay yaşanır olsa. de-ği-şik-lik olacağı için hayatımızda yakın zamanda ilk adımı ben attım, istemeden de olsa.&lt;br /&gt;bugün itibarı ile süresini bilmediğim bir zaman dilimi için ben bir ev kadınıyım, hiç olmadığım bir titr bu. titr ise ünvan, bizim iş dilinde:-)&lt;br /&gt;bebek oldum, sonra çocuk, sonra öğrenci, sonra çalışan kadın, sonra çalışan anne. ilk defa "ev kadını" oluyorum. nasıl olunur bilmiyorum, öğrenmesi kolay mıdır sizce?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3347665620659553701?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3347665620659553701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3347665620659553701' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3347665620659553701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3347665620659553701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/umutlu-ev-kadn.html' title='umutlu ev kadını'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3314113521365156381</id><published>2008-02-24T01:30:00.006+02:00</published><updated>2008-02-24T03:01:07.102+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>hayatın içindeki yol</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;hayatın içinden geçerken&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;yol kenarında lale olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;misler gibi kokan&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;denizde yıldız, gölde balık olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;parıldayan&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;kartalın gözleri olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;çok uzaklara bakan&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;yuvasındaki yavru olayım &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;uçmayı bekleyen&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;iğdeki iplik olayım&lt;br /&gt;eğirilen&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;buğdayın tanesi olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;açları doyuran&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;gündüzleri güneş geceleri ay olayım &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;etrafı aydınlatan&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;karın beyazı gecenin siyahı olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;her rengi seven&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bebeğin ciğerlerinde ilk nefes olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;hayat veren&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;çocuğun gözündeki ışıltı, yüreğindeki sevgi olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;sevmeyi öğreten&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;meleklerin kanadı olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;sessizce çırpan&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;haşmetli dağın eteği, çağlayanların köpüğü olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;sınır tanımayan&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;haberci cemre olayım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;havaya suya toprağa düşen&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;neşeyle baharı müjdeleyen&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bazen de yalnız ben olayım&lt;br /&gt;nedenini bilmeden&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3314113521365156381?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3314113521365156381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3314113521365156381' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3314113521365156381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3314113521365156381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/hayatn-iindeki-yol.html' title='hayatın içindeki yol'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-315840328021838178</id><published>2008-02-22T13:52:00.003+02:00</published><updated>2008-02-22T13:59:02.849+02:00</updated><title type='text'>küçüğüm</title><content type='html'>hep bu şarkıdaki küçük kız olduğumu düşünmüşümdür ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;küçüğüm daha çok küçüğüm&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden bütün hatalarım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;övünmem bu yüzden&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden kendimi &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;özel önemli zannetmem&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;küçüğüm daha çok küçüğüm&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden bütün saçmalamam&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;yenilmem bu yüzden&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden kendime hala&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;güvensizliğim&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ne kadar az yol almışım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ne kadar az&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;yolun başındaymışım meğer&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;elimde yalandan kocaman rengarenk&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;geçici oyuncak zaferler&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;küçüğüm daha çok küçüğüm&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden bütün korkularım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;gururum bu yüzden&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;küçüğüm daha çok küçüğüm&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden sonsuz endişem&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;savunmam bu yüzden &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bu yüzden bir küçük iz bırakmak için&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;didinmem&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-315840328021838178?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/315840328021838178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=315840328021838178' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/315840328021838178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/315840328021838178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/km.html' title='küçüğüm'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3644528315544402682</id><published>2008-02-20T10:04:00.002+02:00</published><updated>2008-02-20T12:31:57.572+02:00</updated><title type='text'>dikiz aynası</title><content type='html'>yok yok abartacak değilim o kadar, bu seferki ayna kelime oyunlarının aynası değil:-) hayata dair bir tespitim sadece, sanırım fiziksel bir durum söz konusu. garip bir giriş olsa da gelişme daha açıklayıcı olacak sanırım. şöyle ki; ben her gün sabah ve akşam araba kullanıyorum. sabah işe gidiyorum oğlanları okula bırakıp ve akşam eve dönüyorum bu defa oğluşları okuldan alıp. ve her sabah ve her akşam dikiz aynamın pozisyonunu değiştiriyorum!&lt;br /&gt;arabaya sabah bindiğimde ayna biraz aşağıda geliyor, yukarı kaldırıyorum. akşam bindiğimde ise yukarıda kalmış oluyor, bu defa aynayı hafif aşağı çeviriyorum. her allah'ın günü benim boyumun ölçüsü mü değişiyor yoksa bir günün yorgunluğu insanın omuzlarına bunca çökebiliyor mu? sanırım boyum değişmiyordur, bu durumda geriye diğer ihtimal kalıyor ki bu beni her seferinde hayretler içerisinde bırakıyor!&lt;br /&gt;sonuca gelince; günün sabahında vücudum ne kadar dik duruyorsa sanırım zihnim de o kadar açık oluyor. diyorlar ya zaten günün en verimli saatleri sabah saatleridir diye, işte size bunun fiziksel kanıtı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3644528315544402682?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3644528315544402682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3644528315544402682' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3644528315544402682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3644528315544402682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/dikiz-aynas.html' title='dikiz aynası'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3622352728310425315</id><published>2008-02-19T13:30:00.002+02:00</published><updated>2008-02-19T14:13:28.330+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları - ayna (2)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;belediye binasında kıyılacak nikah öncesinde gelin odasında tek başına oturuyordu. herhalde son bir haftadır ilk defa yalnız kalabilmişti. onca kalabalık insan nereye kaybolmuştu birden bilemedi. ikizler herhalde en ön koltuklardaki yerlerini almışlardır diye düşündü, sıkı sıkı tembihlemişti ikisine de; bakın çok heyecanlıyım ve sıkılmak istemiyorum, lütfen uslu bir şekilde ön koltuklardaki yerinizde oturun, ben hadi gelin dediğimde yanımıza gelirsiniz, tamam mı? ikisi de annelerinin heyecanını paylaşıyorlardı, ilk defa bir babaları olacaktı hayatlarında ve kendi yaptıkları birşey yüzünden bozulsun istemiyorlardı. hem timur'u çok sevmişlerdi, bir an önce babaları olsun istiyorlardı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;çok şanslıyım dedi emel içinden, çocuklar sevmeseydi eğer yapamazdım, evet diyemezdim ona. sonra son altı ayın nasıl çabuk geçtiğini, buraya nasıl geldiklerini düşündü. aynada kendine bakan yüze gülümsedi hafifçe, yani birine desem ki yolda düşerken tanıştığım bir adamla evlendim diye herhalde dalga geçer benimle! yoo dedi yüz, neden gülsünler ki, düşerken evlenmedin ya! onca zaman tanıdınız birbirinizi. evet ama dedi emel, onca zaman dediğin altı ay, gerçi çok sıkı bir altı ay oldu bu ama yine de kısa sanki? aynadaki yüz bu defa çattı kaşlarını, şimdiyi mi buldun bunu düşünecek? nikah salonunda, gelin odasında, nereye kayboldu senin kocan bu saatte de yalnız bıraktı bizi? sanırım memura evraklarımızı vermeye gitti, gelir şimdi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;sence metin de burada mıdır? aynadaki yüz yanıtladı; biliyorsun onun nerede olduğunu ve sen evlensen de bir yere gideceği yok, korkma. çocukları ve seni sonsuza dek sevecek ve timur'la evleneceğin için de çok mutlu ayrıca, çünkü biliyor senin mutlu olduğunu. hem çocukların yüzüne bakınca herşey o kadar açık ki! timur'u da seviyor, sizi çok sevdiği için. bak şimdi nerden çıkarıyorsun bunları, nerede kaldı bu timur! &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;dur bir dakika, sanki makyajım çok mu koyu olmuş? taze gelinler gibi olmak istemiyorum ben, tamam evleniyorum ama iki de çocuğum var, onlara yakışır bir anne olmak istiyorum. yok yok heyecanın kafana vurdu senin saçmalıyorsun! çok güzelsin, makyajın da yerinde, harika bir gelin oldun. bırak diyorum sana bunları, az sonra evet derken dökülecek gözyaşlarına sakla endişeni. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;hatırlıyor musun bana evlenme teklif ettiği sabahı? yine kahve içmeye diye çağırmıştı. laf aramızda bayılıyorum yaptığı kahvelere. bu seferki demişti çok farklı bir tat olacak, hazır mısın? hazırım demiştim, yeni kokuların heyecanı sarmıştı beni de ama az sonra duyacağım heyecanın yanında bir hiçmiş meğer.. kahveyi fincanın kulbunda takılı bir yüzükle ikram etmişti bana, tam ona göre bir hareket! evet ama sen de tam sana göre bir hareket yaptın hiç itiraz etme! n'olmuş yaptıysam? çocuklarıma sormadan evet diyecek değildim herhalde! iki yüz birbirine bakarak gülümsedi yine karşılıklı bu çıkışmalara..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;demekki onca yıl boşuna geçmemiş, timur'u beklemişiz bilmeden. evet onu beklemişiz, geldi işte sonunda. bak yine söylüyorum bırak artık bunları. saçının önünü düzelt biraz, şimdi gelip hadi diyecekler..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;kiminle konuşuyorsun sen? timur'un bu girişi korkuttu emel'i, hiiç dedi, kimseyle konuşmuyorum, belki biraz aynada kendimle sohbet etmişimdir o kadar. beni mi çekiştirdiniz yine? biraz seni biraz beni, hazır mıyız? evet, dedi timur, haydi bakalım gidiyoruz. herkes bu güzel kadını görmek için sabırsız, bekletmeyelim onları!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3622352728310425315?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3622352728310425315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3622352728310425315' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3622352728310425315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3622352728310425315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/kelime-oyunlar-ayna-2.html' title='kelime oyunları - ayna (2)'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-8789161965171058989</id><published>2008-02-19T11:56:00.002+02:00</published><updated>2008-02-19T11:58:37.149+02:00</updated><title type='text'>bugün içimden sen geldin...</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R7qoEpERWFI/AAAAAAAABqE/YrExMf79W0I/s1600-h/Picture1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168628320057776210" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R7qoEpERWFI/AAAAAAAABqE/YrExMf79W0I/s400/Picture1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Büyük olmak için hiç kimseye dalkavukluk etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes sana karşı çıkacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna dayanıklı olacaksın. Önüne sonu gelmeyen engeller çıkacaktır. Kendini büyük değil; küçük, zayıf, kimsesiz ve araçsız kabul edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanmış olarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana “Büyüksün” derlerse bunu söyleyenlere güleceksin.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal ATATÜRK &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-8789161965171058989?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/8789161965171058989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=8789161965171058989' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/8789161965171058989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/8789161965171058989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/bugn-iimden-sen-geldin.html' title='bugün içimden sen geldin...'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R7qoEpERWFI/AAAAAAAABqE/YrExMf79W0I/s72-c/Picture1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-5206730131975778862</id><published>2008-02-18T15:45:00.003+02:00</published><updated>2008-02-18T16:20:43.152+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları - ayna (1)</title><content type='html'>ayna ayna söyle bana...&lt;br /&gt;nedendir savaşlar bu dünyada? kim kimi neden çekemez? kardeşi kardeşe kim düşman eder? kime yetmez bu topraklar? neden kimse halinden memnun değil, komşunun tavuğu neden kaz görünür komşuya? kim kıyar minicik çocuklara, zavallı hayvanlara, kendinden güçsüze? güçlüyüm diyen güçlü müdür gerçekten, yoksa sırıtını yasladığı bir güç mü vardır arkasında? yetmez mi akan kanlar, düşen gencecik bedenler, kana bulanmış bebeler? tarih denince hep mi savaşlar gelir akla, o yüzden mi yenileri yapılır tarihe geçmek adına? peki ya mevlana, yunus? sır deyince biri dünya yerinden oynar da, neden bir kulak vermeyiz rumi'ye? illa ki kuraklık kapıya dayanınca mı kıymete biner su, neredeydi akıllar onlarca sene? herşeyi allah'tan bilip allah bilir diyene kadar neden bilinmedi işin aslı gereği? tanrı'm mı yapacaktı barajın inşaatını, gökten zembille mi inecekti yoksa yere dolu haliyle? neden hala herkes gider mersin'e biz gideriz tersine? neden artık mersin'e bile gitmek korkutur gençkızı, zorla döndürülürken tersine? kimin çıkarıdır alnında yazarken, neden anlamaz işine gelenlerin işini bazısı? neden hala safça savunur ahlaksızı?&lt;br /&gt;dedi mahallenin delisi, herkes güldü geçti; delidir ne dese yeridir dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rumi ise dedi ki vaktiyle;&lt;br /&gt;cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol&lt;br /&gt;şevkat ve merhamette güneş gibi ol&lt;br /&gt;başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol&lt;br /&gt;hiddet ve asabiyette ölü gibi ol&lt;br /&gt;tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol&lt;br /&gt;hoşgörürlükte deniz gibi ol&lt;br /&gt;ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-5206730131975778862?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/5206730131975778862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=5206730131975778862' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5206730131975778862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5206730131975778862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/kelime-oyunlar-ayna-1.html' title='kelime oyunları - ayna (1)'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-3431144823146532162</id><published>2008-02-13T01:46:00.003+02:00</published><updated>2008-02-15T11:35:42.829+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları - özgürlük</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;günledir aklının bir köşesinde yer etmiş durumda özgürlük kelimesi, çok şeyler çağrıştırıyor ama bir türlü bilemiyor hangisinin ucundan tutsa. aslında asıl bilemediği bu çağrışımların ne kadarının gerçek anlamıyla özgürlük olduğu. hayat da devam ediyor bir tarafta. saat olmuş altı, akşamı etmiş gene koca bir günün ardından. hergün yaptığı şeyleri bir daha tekrarlıyor bıkıp usanmadan; masasını topluyor, delgeç, fosforlu kalem, zımba çekmeceye, kalemler ve mektup açacağı kalemliğe, kağıtlar dosya rafına, özel eşyalar yandaki küçük masaya itina ile yerleştiriliyor gün boyu dağıldıkları yerlerden. shutdown önemli komut, bilgisayarını kapatıyor. ama fişten de çekmeyi unutma sakın, şarjı çabuk bitiyormuş yoksa -hemen hergün unuttuğu bu aktiviteyi ertesi gün hatırlatıyor bilgi işlem müdürü ona.. hafif bir gülümsemeyle çıkıyor ofisten, bu kadar özgürüm işte diye düşünerek. iki aşkını almak için anaokulunun yolunu tuttuğunda aklı artık başka şeylerde, nasıl geçecek bakalım bu akşamki yolculuk, keyifleri yerinde mi oğluşların yoksa huysuz mu olacaklar.. okula geldiğinde oğullarının hazırlanmasını beklerken yeni etkinliklere bakıyor, hergün panolarda her sınıfın o gün yaptıkları etkinlikler asılı oluyor. minik ellerden çıkmış çalışmalar, herbiri birbirinden güzel. 4 yaşı ararken görüyor &lt;a href="http://www.myderyadeniz.com/2008/02/gkkua.html"&gt;gökkuşaklarını&lt;/a&gt;, hem de 4 yaş yapmış zaten ve hayranlıkla dalıyor renklere. anlık bir duygu geliveriyor kalbinin denliklerinden: işte özgürlük karşısında duruyor!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;küçük kalplerin yaşadığı saflık "özgürlük", sonsuz hayalgüçlerinde saklı çocukların. o renklerde saklı özgürlükleri. herşeyi yapabilecek kadar özgür onlar, herşeyi hayal edebilecek ve isteyebilecek kadar. bir gün kutuplara gidip kutup ayısı görmek istiyorlar, ama diyor anneleri kutuplar çook uzakta gidemeyiz ki? o zaman baba götürsün madem o kadar uzak! evet bu kadar basit işte, uzaktaysa baba götürür, baba en uzaklara bile gidebilir.. ya da little einsteinları seyrederken onların roketinden isteyiveriyorlar, anne bize de bu roketten al -uçabilsin-. parlak, tertemiz, yeniye sonsuz kadar açık zihinler, kurbağanın sindirim sistemi ya da 1071 malazgirt savaşı ile gerekli gereksiz doldurulmadan önce sınırsızca özgürler. karşılıksız sevmekte özgürler, sevmemekte özgürler. bu seçimlerini içgüdüsel yapıyorlar, sevgiyi o kadar saf haliyle tanıyorlar ve hissediyorlar ki hemen etraflarındaki insanları süzgeçten geçirip sınıflarını belirliyorlar. iki sınıfları var sadece: çok sevilenler, kendilerine yapay sevgi gösterdikleri için ilgiyi haketmeyenler.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;içi rahat artık, yüreğine uyan özgürlüğünü tanımlamayı başardı sonunda. peki kendim ne kadar özgürüm diye düşündü bir, küçük zihinlerin özgür yolculuklarına eşlik etmeyi başardığı kadar olduğuna karar verdi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-3431144823146532162?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/3431144823146532162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=3431144823146532162' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3431144823146532162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/3431144823146532162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/kelime-oyunlar-zgrlk.html' title='kelime oyunları - özgürlük'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-2577702686842775197</id><published>2008-02-11T11:46:00.001+02:00</published><updated>2008-02-11T11:49:00.211+02:00</updated><title type='text'>heyecan</title><content type='html'>cumadan beri kendimi sanki daha lisedeymişim gibi hissediyorum. kız kıza planlar yapıyoruz, adalara gideceğiz, bir gece kalacağız, plancı kızlardan biri dedi ki "kendimizi adaya hapsetsek, sessiz, sakin, temiz hava, güzel gıda, deniz falan... sohbet etsek bol bol. diğer adaları gezsek, evlere, sokaklara baksak. akşam balık lokantasında güzel güzel yemek yesek, içsek demlensek." aranızda bu teklife hayır diyebilecek biri var mıdır acaba??? ben diyemedim. ama önce izin aldım annemden, 33 yaşımda! acaba oğluşları bırakabilir miydim? evet tabii ki, eskisi kadar zor değil artık izin kopartmak;) sonra kocama sordum, şu sıralar işleri fazla yoğun, taşınma telaşı falan. "ben gelmiyorsam olabilir" dedi o da;) artık oğluşlardan da izin alacak değilim ya, onlara hadi anne gitti, yine gelecek diyeceğim... daha vakit var ama pansiyonlar soruldu, uçuş tarihleri kontrol edildi. bugüneyse planlar değişti, ada soğuk mu olur acaba, ilk seferde istanbul mu yapsak sadece. her dakika değişiyor fikirlerimiz;)&lt;br /&gt;inanılmaz heyecanlıyım. geriye dönüp bakınca bu benim galiba ilk kız kıza tatilim olacak. sanırım üniversite hazırlıktan beri arkadaş gruplarımızla tatillere çıkarız, yazları bodrum vazgeçilmez, gençken insan nasıl da enerjik oluyor. baharlarda kısa ada turları -kuşadası tabii-, egedeki muhtelif tatil noktaları, gezer dururduk. eşimle de hiç oturmadık yerimizde tanıştıktan sonra, sürekli bir organizasyon bir gezme durumları, tekil çoğul çiftler... ama kız kıza tatil hiç yapmamışım ben alıp başımı! bir kere ortaokulda ayvalık'a gitmiştik, bir kız arkadaşımın ailesinin yazlığı vardı, onlarda kalmıştım ama o kız kıza tatil sayılmaz, ailesiyle kalmıştık, haliyle o yaşta..&lt;br /&gt;içim içime sığmaz şimdi benim, bir sürü ilki barındırıyor bu tatil benim için.. günler geçmek bilmez, sonunda geldiğinde ise bir bakmışız dönüş yolundayız.. şimdiden dönüş hüznüne kapılmak gereksiz biliyorum ama daha ne yapacağımız tam belli değilken, o kadar çok istiyorum ki bir an önce gidebilmeyi, dönüşünün de bir o kadar çabuk olacağı çıkmıyor aklımdan!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-2577702686842775197?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/2577702686842775197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=2577702686842775197' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2577702686842775197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2577702686842775197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/heyecan_11.html' title='heyecan'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-6501576888928823535</id><published>2008-02-02T23:35:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T23:53:37.171+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları - ertelemek/ertelenmek</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;o kadar çok şeyi erteliyor ki, bir yandan koşuyor dolu dizgin hayatı yakalamak için, bir yandan ertelenmişler çuvalını dolduruyor yapamadıklarıyla. doğru mu hatırlıyor bilinmez, çoook uzun yıllar önce izlediği bir filmde, dead poets society - ölü ozanlar derneği filminde robin williams öğrencilerine  "sieze the day" diyormuş, günü yakalayın! o gün bugün koşuyor günü yakalamak adına ama her zaman istediği gibi gitmiyor herşey. hayat yani, kendi bildiğini okuyor ve erteliyor onu. onun çuvalı hayatın çuvalı doluyor ağız ağıza. arada boşaltıyor kendisininkini, bir iki ertelemişlik sıkıştırıyor yaşantısına ama hayat çuvalını hiç boşaltmıyor. her tamam doldu artık ağzına kadar dediğinde bir bakıyor büyütmüş çuvalı hala yeri var onu erteleyecek. sonunda tamam diyor isyan ediyor yeter artık erteleme beni, ama anlamıyor ki asıl erteleyen hep kendisi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;günlerdir erteliyorum "ertelemek/ertelenmek" konusunda yazmayı, bu akşam k.o. beni ertelemeden ben yazayım dedim;)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-6501576888928823535?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/6501576888928823535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=6501576888928823535' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/6501576888928823535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/6501576888928823535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/kelime-oyunlar-ertelemekertelenmek.html' title='kelime oyunları - ertelemek/ertelenmek'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-5427736356030374916</id><published>2008-02-01T14:38:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T11:05:15.637+02:00</updated><title type='text'>rüya</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;yolda yürürken birden önündeki engelleri aşamayacağını düşündü, çocukları nasıl büyütecekti tek başına, bir de değil iki tane. nasıl da kötü bir talihi vardı! tanrı'ya inanırdı ama bunun kendi başına gelmesine izin verdiği için çok kızıyordu ona, neden o ve neden metin? yıllarca uğraştıktan sonra herşeyi anca yoluna koymuşlardı. tam artık rahat edeceğiz dedikleri günlerde geldi kötü haber emel'e. metin'in hatası değildi dediler, karşı taraftan gelen .... kullanımındaki araç hatalı sollama yapınca .... kullanımındaki aracın şoförü hakimiyetini kaybetmiş, takla atarak ters şeritten gelen metin.... kullanımındaki araç ile çarpışmış.. iki aracın şöforleri hayatını kaybederken, hatalı sollama yapan aracın şoförü kazayı hafif sıyrıklarla atlatmış... aylarca rüyasında kazayı gördü emel, ne büyük bir haksızlıktı bu! o kazada ölmesi gereken bir kişi vardı ama diğer iki kişi -biri canı metin'i- hayatını kaybetmişti. böyle düşündüğü için acaba cehenneme gider miydi? gitsindi, altı yıldır içinde yaşadığı hayat cehennem değil miydi zaten, daha kötüsü ne olabilirdi ki? metin gittiğinde daha haberleri yoktu ikizlerden, içinde iki can yeşerirken gitmişti bir can'ı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ailesi dostları unut artık diyorlardı. yaşamalısın, kendin için ve çocukların için! tüm bu düşünceler arasında boğuşurken önünde görmediği -orada olmaması gereken- taşa takılıverdi ve zihni birden bomboş oldu. sanki tüm dünya durmuştu ya da ağır çekime girmişti. heryer simsiyahken elini tutan el yeniden başlattı hayatı. yere çarpmak üzereyken elini bulan bu ele tutununca birden dengesini yeniden sağlayıp ayakta durmayı başardı emel. karşısında saçları uzun, en az ongünlük sakalı olan uzun boylu bir adam vardı. kılığı kıyafetine bakınca önce dilenci olduğunu düşündü, paspal bir ceket, paçaları olması gerekenden uzun, dizleri yırtık bir kot, bez ayakkabılar. tekrar değerlendirdi: hala gençliğini yaşayan bir hippi -çiçek çocuk, 40larında. nedense teşekkür bile edemedi emel, sanki konuşsa bir suç işleyecekmiş gibi geldi. kendine karşı belki de metin'e. böyle anlık olabilir miydi herşey. bir an cehennemdeyim derken tekrar hayata dönmek kolay mıydı bu kadar? nasıl düşünebiliyordu şimdi bunları. yere düşünce olduğu gibi boşalan çantasının içindekileri toplamaya çalışırken karşısındaki adamın konuştuğunu duyabiliyor ama iç sesi bastırıyordu söylenenleri. diyordu ki iç sesi, çantasında çerçeveli resim taşıyan bir kadın için kesin deli diyordur şimdi bu adam, hep yapmıyayım diyorum ama evden çıkarken gidip buluyorum yine kendimden sakladığım yerden çerçeveyi, atınca çantama içim rahat ediyor. öbür türlü sanki geride bırakacakmışım gibi geliyor. ne yapayım, desin.. zaten herkes demiyor mu? sonunda bir kaç kelime başardı emel'e kendini duyurmayı "umarım kırılan bir şey yoktur". tamam kesin deli diye düşünüyor ama nezaketinden söyleyemiyor, çantada çerçeveden başka kırılacak birşey yok.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"hayır, teşekkürler"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;acaba bu karşılaşmadan önce de aynı yönde mi yürüyorlardı? adam emel'in yanında yürümeye başladı. fütursuzca tanıttı kendini: "ben timur, tam vaktinde yanınızdaymışım. aslında tesadüf sayılmaz, burada oturuyorum işte şu ilerideki apartmanda çatı katında. iyidir çatıda oturmak, en yüksekten şehir bir başka güzel görünür. gerçi gördüklerimiz yine çatılar ama olsun, şu uzaktaki mavilik için değer her fırsatta bakmaya"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;emel'se susuyordu, şuç işlememek için. neden sonra "emel dedi, benim adım da emel. teşekkürler, izninizle" meğer yıllardır aynı yerde yaşıyorlarmış. emel hergün o adamın oturduğu apartmanın önünden geçiyormuş. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;bir kaç gün sonra yeniden karşılaştı timur'la. kısa bir kaç laf ettiler ayak üstü, artık suç işlemiyordu galiba. ertesi gün "ben, dedi timur, biraz rahatımdır. sizi rahatsız etmek istemiyorum ama eğer bir sakıncası yoksa birer kahve içelim derim, olmuyor böyle ayak üstü" &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;o akşam kızıyordu emel kendi kendine kızının saçını tararken, neden kabul ettin ki sanki diyordu, metin duysa ne der! nasıl duyacaktı ki? olsun yine de hiç iyi etmedim. ah bu kafam bazen hiç çalışmıyor! tanımadığın bilmediğin elin adamının evine gidip kahve içmek de ne demek, yok yok yarın mutlaka görürüm yine, gelemeyeceğim derim, çocuklar hasta derim. hay allah, daha çocuğum var demedim ki? ya da çalarım kapısını derim ki bu güzel günde açık havada olmak varken neden evde olalım.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;kıyıdaki kahvede kahvelerini yudumlarken konuşmuyordu ikisi de, timur önce hiç susmamış -emel yarısını ya duymuş ya duymamış- sonradan karşısındakinin sessizliğine katılmayı tercih etmişti. bu buluşmalar devam ettikçe emel timur'un anlattıklarını duyar olmuştu. kendi işini yapıyordu, çalışma saatlerini biraz keyfi ayarlıyordu. arkadaşlarıyla vakit geçirmekten çok hoşlanıyordu. kahve en büyük tutkusuydu; zaten o yüzden evine davet etmişti onu, değişik aromalı, farklı tatlardaki kahveleri her zaman hazırdı evinde. ama olsun, böyle dışarıda buluşmak da güzeldi. buluşmalar giderek sıklaşıyordu. emel çok az şey anlatıyordu, metin'den hiç bahsetmemişti mesela. ikizlerinden biraz bahsetmişti, kızı ve oğlu onun dünyasıydı. tepki vermemişti timur çocuklara, ne iyi ne kötü.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;sonra birgün neden "istersen" dedi "yarın bana gidelim kahve içmeye, kahvenin ne demek olduğunu benim kahvemi içmeden bilmez insan" emel'in tereddütünü gözlerinden anlamış olsa gerek, genişletti davetini; "hem ikizleri de getirirsin tanışmış oluruz". çok şaşırmıştı emel, yine kabul etti bu evde kahve teklifini, ama dedi çocukları getirmem sanırım. bu defa evde kahve konusundaki fikrini değiştirmeyecekti.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;gitmek konusunda değil ama çocukları götürmek konusunda değiştirmişti fikrini. ikizlerin üzerine birer spor kıyafet geçirdi, özenmek istemedi, sanki beğendirmeye çalışıyormuş gibi. nereye gidiyoruz diye sorduklarında bir arkadaşıma dedi, kahve içmeye! umut şaşırmıştı, biz de mi kahve içeceğiz yani? yok artık umut'çum, biz kahve içeceğiz siz de nesquikli süt içersiniz, olur mu? tamam. ümit saçlarını beğenmemiş yeniden ördürüyordu annesine, sonunda hazırdı üçü de.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;apartmanın kapısı açıktı, en üst kata ikizleri yormak istemediğinden asansöre bindiler. oysa kendi yalnız kaldığı günden beri kapalı yerlerde kalmayı sevmiyordu. en üst kata geldiklerinde timur'un kapısında bir not buldular: kapı kilitli değil, siz girin ben hemen geliyorum.. acaba dönsek mi dedi emel, çocukları da getirmişti. ne aptalca bir fikirdi bu teklifi kabul etmek. neyse dedi, ne olacak girelim bari. içeri girdiğinde koskocaman bir salonla karşılaştılar, bir sürü kanepe vardı sıra sıra, sanki asker koğuşu gibi, bir koltuk takımı - iki ikili bir tekli - yüzyüze bakıyordu sadece. eşyaların hepsi eski yüzlüydü. sadece duvarda asılı büyük televizyon teknolojiyi anımsatıyordu. çocuklar hemen koşturmaya başladılar koltukların arasında, emel'se duvardaki tablolara takılı kalmıştı, hepsi denizdi sadece ama hepsi başkaydı. metin ne çok severdi denizi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;tam yine hayallere dalacakken kapı sesiyle kendine geldi, çocukları yanına çağırdı hemen. gördüğü manzara ile beyninden vurulmuşa döndü, timur elinde bir torba ile içeri girdi, çıplak! bir boxer vardı üzerinde, emel içgüdüsel olarak çocukları arkasına sakladı. daha bitmemişti beklenmedik olaylar, timur bir odada kaybolduğunda arkasından eve 6-7 kişi daha girmişti, kadınlı erkekli. kılık kıyafetleri ilk tanıştığı gün timur'un üzerindekilere benziyordu, bir sürü çiçek çocuk, yine 40'larında. kendi kendine nasıl da kızıyordu emel, nasıl bir şeyin içine girmişti böyle, neydi bu insanlar? peki ya timur da kimdi, ne kadar tanıyordu ki bu adamı çocuklarını evine getirmişti. ya kötü şeyler olursa? çılgına döndü bu son düşüncesiyle, tuttu ellerinden çocukların ve kapıya doğru ilerledi koşar adım. grubun en iri yarı adamı, lütfen dedi, gitmeyin yoksa timur bizi öldürür! peki ya bizi? içinden geçenleri dile getiremedi ama korkusu artmıştı. bu defa etekleri yerde sürünen kadın geçti önüne, sizi korkuttuysak kusura bakmayın biz timur'un deli arkadaşlarıyız, haberimiz yoktu sizin de olacağınızdan timur'la aşağıda kapıda karşılaşana kadar. kusura bakmayın lütfen sizi korkuttuysak. dedim ya biraz deliyizdir, timur'u da zor durumda bıraktık, evde çocukların olduğundan haberimiz yoktu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;o sırada timur salona gelmişti, giyinik bir vaziyette. emel'i elinden tutup bir kenara çekti arkadaşlarından uzak. bunu o kadar doğal bir şekilde yapmıştı ki çocukları arkasında bırakıp gidiverdi emel. bak dedi, biliyorum çok çocukça davrandım. hepsi benim çocukluk arkadaşım hatta kardeşlerim diyebilirim. onlara senden bahsetmemiştim, ilk defa bir kadın sakladım onlardan. aşağıda karşılaşınca ise ayak üstü anlattığımda beni böyle birşey yapmaya zorladılar. birimizin hata ettiğine karar verilirse ondan normalde yapmayacağı bir şey isteriz ve o kendini affettirmek için bunu her ne olursa olsun pmak zorundadır. benim yapmam gereken de eve sen olduğun halde çıplak girmekti, eğer ikizleri getirdiğini bilsem bunu kesinlikle yapmazdım, ama senin anlayacağını düşündüm. sen çok şey konuşmasan da beni anladığını biliyorum, bunu hissedebiliyorum. emel bir an kararsız kaldı, acaba bir suç örgütünün içine mi düşmüştü yoksa gerçekte 40'larında bir avuç çocuk mu vardı karşısında. kim olduklarını gözü ikizlere takıldığında anladı.. umut, en iri yarı adamın sırtında atçılık oynuyordu, ümit ise etekleri yerde sürünen kadının önüne oturmuş saçlarını yeniden ördürüyordu! göğsündeki baskı birden yok oldu, rahatlamıştı. sanki yıllardan beri ilk defa bu kadar hafif hissediyordu kendini. öyle büyük bir korkunun ardından hemen bunları hissedivermek, demek bazı şeyler sadece oluveriyordu hayatta. bütün günü orada geçirdiler, emel'in her kalkalım deyişinde çocuklar yalvarıyordu biraz daha kalalım diye. sadece iri adam ve uzun etekli kadın değil, herkes çok iyi anlaşmıştı ikizlerle, timur başta olmak üzere. onlara bir sürü hikayeler anlatmıştı, ikisi de gözlerini kırpmadan dinliyorlardı timur'u. akşam doğru yemeği de birlikte yemeye karar verdiklerinde kısa boylu olan kadın ben dedi hemen bir çorba yapacağım, yanımda malzemelerim var. emel dışında şaşıran olmamıştı "çantanızda çorba için malzemeler mi var?" kendisi çerçeve taşıyordu da çorba malzemesi neden taşınmasındı ki aslında. kısa boylu kadın güldü "bu benim özel tarifim. değişik otlar taşıyorum yanımda, çorbaya hem lezzet veriyor hem de çok sağlıklı"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;özel tarif çorbalar içildi, pizzalar yenildi. ikizler hem çorbayı çok sevmişlerdi hem de hayatlarında yemedikleri kadar çok pizza yemişlerdi. yemek esnasında çok güldüler, emel yıllardır böyle güldüğünü hatırlamıyordu. yemekten sonra umut ve ümit artık daha fazla dayanamamış, sıra sıra kanepelerin ikisinde uykuya dalmışlardı. timur yine herkese değişik kahveler ikram etmiş, kahveler de içildikten sonra emel ve çorba malzemesini çantasında taşıyan kadın mutfağı toplamaya girmişlerdi. salona geldiğinde timur en dipteki kanepeye uzanmıştı. en iri adam bir başka kanepede uykuya dalmış, diğer grup üyeleri salondaki tek koltuk takımında hararetle bir konuya dalmışlardı. timur'un yanına gitti emel, nasıl yaptığını kendi de anlamadan uzandı yanına. "sen iyi bir insansın" dedi. "evet, iyi bir insanım"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;geç saatte herkes evlerine dağılırken emel'in çocukları eve taşımasına da yardım ettiler. ikizleri yataklarına yatırdıktan sonra çantasını aldı emel ve salona gitti. çerçeveyi çıkartarak vitrinine koydu. "artık seni kendimden saklamama gerek yok" dedi. "artık senin nerede olduğunu biliyorum. ben ise buradayım onu da anladım sonunda. seni seviyorum."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-5427736356030374916?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/5427736356030374916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=5427736356030374916' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5427736356030374916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/5427736356030374916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/02/rya.html' title='rüya'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-4440058737536851276</id><published>2008-01-24T23:34:00.000+02:00</published><updated>2008-01-24T23:49:42.713+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları - çocuk-çocukluk</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;sarı pembe yeşil mavi renktir çocuk, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;beni renklendiren&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;kare üçgen yuvarlak şekildir çocuk, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;beni şekillendiren&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;gökyüzünde uçak yerde araba daha çok çuf çuf trendir çocuk, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;beni hareketlendiren&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bazen miyav kedi hav hav kuçu bazen zıp zıp tavşandır çocuk, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;beni değiştiren&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bazen virgül bazen ünlem çoğu zaman soru işaretidir çocuk, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bana öğreten&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ağacın dalı semanın yıldızı &lt;a href="http://www.sardunya.blogspot.com/"&gt;denizin martısı&lt;/a&gt;dır çocuk, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;beni tamamlayan&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;gözyaşı içime akan, gülüşü yüreğimi aydınlatan hayattır çocuk,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bana hayat veren&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ama en çok sevgidir çocuk,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;safça sevmeyi bilen!&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#9999ff;"&gt;§ § § § § §&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ben çocuk kocam çocuk kucağımızda iki çocuk, çocukluğumuzu yaşıyoruz çoluk çocuk...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-4440058737536851276?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/4440058737536851276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=4440058737536851276' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4440058737536851276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4440058737536851276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/kelime-oyunlar-ocuk-ocukluk.html' title='kelime oyunları - çocuk-çocukluk'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-4154039493467864742</id><published>2008-01-24T14:50:00.000+02:00</published><updated>2008-01-24T14:52:05.651+02:00</updated><title type='text'>UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R5iJsg2h2hI/AAAAAAAABjc/XUeHBT7wUUk/s1600-h/unutmadik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5159024770978798098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R5iJsg2h2hI/AAAAAAAABjc/XUeHBT7wUUk/s400/unutmadik.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-4154039493467864742?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/4154039493467864742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=4154039493467864742' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4154039493467864742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/4154039493467864742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/unutmadik-unutmayacaiz.html' title='UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R5iJsg2h2hI/AAAAAAAABjc/XUeHBT7wUUk/s72-c/unutmadik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-6890311379604820840</id><published>2008-01-24T13:34:00.000+02:00</published><updated>2008-01-24T13:40:59.312+02:00</updated><title type='text'>ayrılık</title><content type='html'>Ne zamandır biraz sıkıntılıyım. Tunga’nın işi nedeni ile başka bir şehre taşınacağız. Canım İzmir’imden ayrılıyorum. Şimdi düşünüyorum da, yıllarca o kadar çok dedim ki ben İzmir’den başka yerde yaşayamam diye, sonunda olan oldu, İzmir’imden ayrılıyorum. Evimden, yurdumdan, ailemden ayrılıyorum. Hüznüyle sevinciyle benim hayatım burası oldu hep. Üniversitede okurken daha, ablam İstanbul’da yaşamak istediğini söylerdi de ona deli gözüyle bakardım, böyle güzel memleket bırakılır da gidilir mi hiç? Düşünmek bile anlamsız.&lt;br /&gt;Sonra evlendim, İzmir’de tabii, ama hep bir taşınma lafları dolaşır oldu etrafımızda. Aradan bir kaç yıl geçince bu lafları ben de kanıksamıştım artık ve taşınacağız yakında dedikçe Tunga, tabi tabi diyordum, yıllardır taşınacaksınız, burada emekli oluruz da hala bitmez o laflar! Çocuklarımız oldu, dünya güzeli iki oğlumuz, ikizlerimiz, Deniz’imiz, Derya’mız. Burada, ailelerimizin yanında kendi ailemizi büyütmeye başladık. Laflar hala var tabii, taşınacağız! Ama bu arada kreşe bile başladı oğullarımız. İleriye yönelik plan yapmakta üstüne olmayan ben, oğlanlar ilkokula başlayınca onları Karşıyaka yelken klübüne yazdırma kararı aldım, eğer onlar da isterse tabii. Gidecekleri ilköğretim okulu bile belli, önümüzdeki 10 yılın projeleri hazır, onay bekliyor..&lt;br /&gt;Bir gün tamam dedi Tunga, artık kesin, taşınıyoruz. Nasıl yani dedim, daha çok duyacaktık bu lafları ama uzayıp gidecekti hani? Burada okuyacaktı oğullarımız, burada emekli olacaktık. Ailelerimizin yanında olacaktık hep, nereden çıktı şimdi bu? Sanki ilk defa duyuyormuşçasına taşınma lafını gözlerim doldu, boğazım düğümlendi. Oğlanlar ne olacak? Okulu çok seviyorlar ama kendi okullarını! Yapamazlar ki başka okulda, öğretmenlerine alıştılar, hem ben de çok seviyorum, aklım kalmıyor hiç! Birden kafama bir şey dank etti! Okula başlamadan önce de bakıcımızdan ayrılacağımız için aynı şeyler dolanıp duruyordu kafamda, olmaz yapamazlar okulda, yanlarında biri olmadan uyumazlar ki hem! Hiç tanımadıkları insanların yanında nasıl bırakacağım onları, alışamaz benim oğullarım. Oysa bir ay içinde o kadar güzel alışmışlardı ki, evdeyken yanlarında ben ya da bakıcıları olmadan gözlerini kapamayan çocuklar, anaokulunda hadi bakalım uykuya dendimi, on dakika geçmeden dalıyorlardı! Sonra düşündüm, onlar mıydı acaba endişe ettiğim yoksa kendim mi? Onlar o kadar çabuk uyum sağlıyorlar ki yeni ortamlara, acaba ben onlara ayak uydurabilecek miyim? Onlar kadar hızlı uyum sağlayabilecek miyim hiç bilmediğim yeni bir hayata, yoksa benim alışma sürecim daha uzun ve daha acılı mı olacak. Yıllardır en uzun 15 günlük tatiller için ayrıldığım ama her seferinde sonu kürkçü dükkanı olan tilki misali geri geldiğim memleketimden, bu defa ne zaman döneceğimiz belli olmadan ayrılmam gerekiyor. Artık en fazla onbeş gün olacak tatiller burada geçecek, sonra yine ayrılacağız. Bu ayrılıklar her seferinde ilk defaymışcasına içime oturacak biliyorum. Arada haftasonu kaçamakları olacak ama daha geldiğimizi anlamadan bitecek onlar da. Emekli olunca döneceğiz İzmir’e diyor Tunga, peki ya aradaki 20 sene ne olacak. Oğlanlar belki de biz İzmir’liyiz demiyecekler, sadece İzmir’de doğmuşuz diyecekler.&lt;br /&gt;Fazla tutucuyum biliyorum ve önyargılı. Belki gidince herşey daha güzel olacak, belki orada düzenimiz daha iyi olacak, daha iyi bir okula gidecek oğlanlar, daha çok sevecekler okullarını, öğretmenlerini. Belki ben daha çok sevdiğim bir işle ilgilenmeye başlayacağım, Tunga ise zaten çok severek yaptığı işi ile mutlu olmaya devam edecek. Bilmiyorum ama çok üzgünüm, giderek büyüyen bir ağırlık kalbimde oturup duruyor her daim, ne zaman kalkacak bilmiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-6890311379604820840?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/6890311379604820840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=6890311379604820840' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/6890311379604820840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/6890311379604820840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/ayrlk.html' title='ayrılık'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-94711599380789330</id><published>2008-01-19T03:00:00.000+02:00</published><updated>2008-01-19T03:01:19.638+02:00</updated><title type='text'>rüya</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;ortalığın en kızışık olduğu senelerde, sağcılar solcuları - solcular sağcıları gözlerken, kardeş kardeşe düşman, herkes birbirinden şüpheliyken, avukat olmaya karar vermiştim. memlekette kalmayan düzeni yeniden sağlamak için ben gibi gençler okuyup adam olmalıydık; başa geçip düzeni getirmeliydik. aslında bunlar tam olarak benim değil, selen'in görüşleriydi ama ben de içinde bulunduğum ruh hali ile körlemesine peşindeydim onun. bu hırsla ikimiz de başardık hukuk fakültesine girmeyi. ilk yıl daha sakinken ikinci yılımızda iyice karışmıştı ortalık, dersler sık sık iptal ediliyor bazen bir hafta okula gidemediğimiz oluyordu. hatta bu dönemlerde memleketine dönüp aramızdan ayrılanlar bile olmuştu, bir de nereye gittiğini bilmediğimiz simalar vardı, haber alamadığımız.. özümde siyaseti hiç sevmedim, ne sağcısı ne solcusu hiçbirinden değildim ama selen hep yanında taşıdı beni. o ne taraftaysa ben orada oldum, aklım bambaşka bir yerdeyken.&lt;br /&gt;fakültenin girişindeki büyük meydanın ortasındaki tas kubbeli yapı bildim bileli oradaydı. hayran olduğum ahşap kapısı sedef kakmalarla işlenmiş oldukça eski bir yapıydı. bu kapıyı hiç açık görmedim ben, taa ki o güne kadar. o gün yine dersler iptal edilmiş hepimiz eve dönüyorduk. daha meydana ilk adımımı attığımda gördüm onu, neden oraya bakıyordum, neden sadece ben görüyordum bilmiyorum. yaklaşınca onunda beni farkettiğini anladım. bilmesi imkansızdı burada okuduğumu, kaldı ki o saatte derslerin iptal edileceğini ben bile bilmiyordum önceden. tesadüfmüydü gerçekten? iyi ki selen yoktu bugün okulda. kubbeli binaya doğru yaklaştım, aralık kapının ardında bakan gözlerden emindim artık, hayal görmüyordum. usulca çekti beni içeri ve kapı kapandı yeniden. karanlıktı ama görüyordum onu. neden dedim, neden şimdi? bilmiyorum dedi. burada ne yapıyorum, onca yıl ne yaptım bilmiyorum, şimdi yanındayım. elimi tuttuğunda anlamıştım hiçbirşeyin değişmediğini, yoksa neden titresindi bütün vücudum ayak parmaklarıma kadar.. ve sarıldığımda anladım onun da aynı hissettiğini, titreyen yalnız ben değildim. dışarı çıkmadık hiç, orada sarıldık sadece. yıllar geçti aradan çocuklarımız oldu büyüdü, torunlarımız oldu. bütün dünya değişti, memeleket düzeni zaman zaman farklı simalarla ama hep aynı gitti, bizse hala o kubbenin altında sarılmış titriyorduk. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-94711599380789330?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/94711599380789330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=94711599380789330' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/94711599380789330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/94711599380789330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/rya.html' title='rüya'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-2654920596942934199</id><published>2008-01-18T14:16:00.000+02:00</published><updated>2008-01-18T17:47:49.052+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='k.o.'/><title type='text'>kelime oyunları - evlilik</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;akşam yemeğindeler çoluk çocuk, eşinin ailesi ile birlikte kalabalık bir grupları var. görümceleri onların aileleri, onların görümceleri, kayınvalideler, kayınpederler. ama seviyor hepsini, eskiden 'örümce görümce' diye düşündüğü tipte değil hiçbiri; neşeli sıcak insanlar. bir ara mutfakta denk geliyor görümcesinin görümcesinin kocasına, ve de görümcesi de oradayken, bir şey söylemek ihtiyacı duyuyor 'gelemedik yeni evinize' diyor, 'nasıl memnun musunuz? güzeldir mutlaka' &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;'ev güzel de' diyor adam 'evlilik kötü' gülüyorlar hep birlikte, kendisi görümcesi; e tabi canım orası malum, hepimiz biliyoruz zaten.. yine gülüşmeler ama içinde bir sıkıntı oluveriyor. 'neden böyleyiz, bizde mi bunun hatası yoksa onlarda mı? bunu söyleyen de onlardan biri demekki onlarda böyle düşünüyor sadece biz değil?' soruları çoğalırken kızının sesiyle hayata dönüyor, soru sormak istemediği hayatına.. gidip eşinin yanına ilişiyor, elini tutuyor ama sanki bir sahnede gibi, o an öyle yapması gerektiği için yapıyor.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;yorgun argın dönüyorlar gece, kızını uyutuyor, bakıyor eşi geçmiş televizyonun karşısına, gidip kızının yanına kıvrılıyor geri gelen sorularıyla birlikte. sadece ben değil diyor, etrafımdaki bütün evlilikler böyle; hangi arkadaşıyla konuşsa benzer şeyler, anlayışsız duygusuz ilgisiz kocalar, evin yükü altında kadınlar. ama sonra başka kadınlara bakıyor, çok iyi tanımadığı kadınlara; eşim o kadar iyidir ki benim diye anlatıyor birisi her zaman yanımda olmuştur, hakkını ödeyemem. bir başkası hayatımım aşkını buldum ben kocamla diyor, onu çok seviyorum.. sevmek? kaldı mı acaba biraz kendinde, düşün düşün düşün neredeydi en son, ne zaman söylemişti seni sevdiğini. sanki asırlardır dememişti ama aslında hatırlıyor çok iyi zamanını. henüz kızları doğmamıştı, hamile bile değildi; en son o günlerde duymuştu artık yabancı kaldığı bu kelimeleri... aradan neredeyse 9 sene geçmiş; vay canına diyor sevgisiz geçen 9 koca yıl. peki ne yapıyorlardı bu zaman içinde, nasıl yürüyordu bu evlilik? kızım için diye düşünüyor, doğrusu yanlışı bilemem diyor kızgınca kendine; benim kızım babasını seviyor, babası da onu çok seviyor, ben de seviyorum kızımı, o da beni seviyor. e bu kadar sevgi yetsin işte bu aileye diyor, yeter ki kızımız sevgisiz büyümesin. ama kendisi sevgisiz yaşlanıyor, geçen yıllar ona hep kızı için ümit veriyor, kendisiyle ilgili hayalleri yok artık.. ve bunu bu gece anlıyor.. peki gitse şimdi kocasının yanına kıvrılıverse, bir umut beni yine sever misin dese? hadi gel şu dokuz yılın kırgınlıklarını bırakalım bir kenara yeniden başlayalım dese? güvenmiyor ki kocasına hiç. bunları dedikten sonra yine olmazsa eğer o zaman elindeki sevginin de bu evliliği yürütmeye yetmeyeceğinden korkuyor. hazır şimdi herkes durumu olduğu gibi kabul etmişken düzeni bozmak niye? bir kadın daha böyle yaşayıversin işte hayatı, ne ilk ne de son defa...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-2654920596942934199?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/2654920596942934199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=2654920596942934199' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2654920596942934199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/2654920596942934199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/kelime-oyunlar-evlilik.html' title='kelime oyunları - evlilik'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-7406997199079224878</id><published>2008-01-18T13:58:00.000+02:00</published><updated>2008-01-18T14:01:40.352+02:00</updated><title type='text'>sıcak</title><content type='html'>vermişim sırtımı güneşe, izmir'imin güneşine tabii başka güneşlere benzemez! karnımı doyurmuş almışım kahvemi de önüme, yapıyorum öğlen keyfimi keyifli keyifli; tıklarken parmaklarım siyah tuşlar üzerinde... &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5156785372769729490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R5CU-Ybeu9I/AAAAAAAABiM/-1hnh770mxs/s320/twins+103.jpg" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-7406997199079224878?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/7406997199079224878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=7406997199079224878' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7406997199079224878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7406997199079224878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/scak.html' title='sıcak'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_le8h5sEw1ew/R5CU-Ybeu9I/AAAAAAAABiM/-1hnh770mxs/s72-c/twins+103.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-136700828851807921</id><published>2008-01-15T15:58:00.001+02:00</published><updated>2008-01-15T16:13:35.716+02:00</updated><title type='text'>uzak</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;şimdi bir arkadaşımla konuştum telefonda, uzaklarda yaşıyor taa kanada'da. 3 ocak'ta geldi izmir'e haber vermişti geleceğini önceden, çok sevinmiştik ve ben hemen atlamıştım, sen hele bir gel de ben yapacağım bir organizasyon hep birlikte -kastım üniversiteden bir kaç arkadaş- bir akşam yemeği yiyeceğiz, eski günleri yad edeceğiz diye. sonra aradan zaman geçti; bir cumartesi ben oğlanlarsız dışarıdayken bir başka üniversite arkadaşımla telefonda konuşurken dedim s. geldi mi? evet dedi, görüştük bile. ama dedim telefonu benim yanımda yok, işyerimde kayıtlı, sms atsana numarasını bir arayayım. o da orada kaldı, n. sms atmayı unuttu ben de s.yi aramayı. az önce kanada'da olan eşi e.nin mesajını aldım, yenıyıl kartımız eline geçmiş, s. ve kendim adına çok teşekkürler, artık kalmadı böyle şeyler diyor.. birden panikledim s. döndü mü acaba ben konuşamadan diye, çevirdim numarasını yok dönmemiş ama perşembe günü dönüyormuş.  ah dedim ne eşeklik ettim, güya ben yapacaktım bir organizasyon da görüşecektik de edecektik de.. de'li geçmiş zaman var mıydı türkçemizde? ben yaptım şimdi..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;yok arkadaşım dedi, herkesin işi gücü var; çoluğu çocuğu var, hepimiz kendi derdimizdeyiz anlıyorum ben seni. walla öyle, insanın kendi derdi kendine derken unutup gidiyor birsürü şeyi ama bu kaçan fırsatları mümkün mü bir daha yakalamak? yazın yeniden geleceğiz diyor, bu defa e. ile birlikte. o zaman görüşürüz. ne yapalım o zaman görüşürüz de keşke bu sefer görüşseydik..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;sonra bu arkadaşım s. yıllardır ülkesinden uzak yaşıyor. dubai'deydiler önce, uzun yıllar kaldıktan sonra bir teklif var kanada'dan gidip bir bakacağız deyip uçtular oraya. henüz yeni taşındılar sayılır ki şimdi başka bir şehirden yeni bir iş teklifi gelmiş, kaçmaz fırsat diyor; daha evlerine anca yerleşmişlerdi, yine taşınma yolları göründü bunlara.. peki siz diyor ne zaman gidiyorsunuz? bu yaz deyince oo daha çok varmış dedi, eh işte dedim ama 'nasıl yani' diye de düşündüm, ben iyice yaklaştı kaçınılmaz durum diye dertlenmişken iyice, nasıl yani daha çok varmış?? demek ki taşınmaya alışkın olan mobil insanlar için 4-5 ay oldukça uzun bir süre - oysa bana yarınmış gibi geliyor.. walla bi şekil heves etmeli bu duruma ama nasıl? nasıl...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-136700828851807921?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/136700828851807921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=136700828851807921' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/136700828851807921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/136700828851807921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/uzak.html' title='uzak'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1474036103199976453.post-7979870101632590615</id><published>2008-01-11T15:35:00.001+02:00</published><updated>2008-01-11T15:47:09.790+02:00</updated><title type='text'>neden zevzek?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;konuşmayı çok severim ben, aslında biraz geç konuşmuşum; iki yaşını geçiyormuşum daha yeni yeni kelimeler dökülmüş tek tük. tabi geç derken annem ablamla mukayese ediyor beni, kendisi 11 aylıkken konuştuğundan bendeniz geç kalmışım ona göre.. sonra da bir konuşmuşum pir konuşmuşum, üniversiteden bir arkadaşım derdi ki 'ebru sen geç konuşmuşsun ama  o konuşmadığın iki yılın acısını hala çıkarabilmiş değilsin'. doğru söze ne denir? yine üniversitedeyken bir başka arkadaşımla buluşurduk sık sık, yatılı olurdu bu buluşmalar genelde ve biz her seferinde sabahlardık. evlerinde iki tuvalet vardı yanyana, artık dayanamayacak hale gelince girerdik tuvaletlere, ama kapıları açık: konuşmaya devam, söz kimin ağzında kalırsa.. sonra yazmaya başladım ama temelde tek bir konu üzerinde: ikizler, çocuklar, çocuklarla hayat, ikizlerle hayat vs vs vs.. sonra tesadüfler sonucu blog yazmaya başladım, baktım çok da zevkli; hergün defalarca yazayım diyorum falan ama prensip sahibiyimde, öyle dağıtamam konuyu oraya buraya. sonra bir ara dedim ki ya bir blog daha yazsam şöyle zevzek zevzek, içimden geldiği gibi konusu olmadan. ama dedim, yok ikinci bir ikizi kaldıramaz benim bünyem henüz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ama zevzeklik de hep aklımın bir ucunda, girdi ya bir kere beynime ikinci blog fikri; atsan atılmaz satsan satılmaz.. fikir tazeyken hemen soyundum ben yeni bir köşeye, bundan sonra sanırım burada zevzeklik yapacağım, nam-ı diğer gevezelik, tdk öyle diyor. burada o kadar sık güncelleme olacağını sanmıyorum, &lt;a href="http://www.myderyadeniz.com/"&gt;DenizKuşuDeryaKuzusu&lt;/a&gt; ayrı, o oğluşlarıma benden kalacak hatıra, hayatlarının geniş bir özeti -sık güncellenmeli, hiçbirşey atlanmamalı! ama dedim ya burası sırf öylesine içimden gelince doldurmalık olacak. bilmiyorum belki de bu ilk ve son post olur göreceğiz bakalım..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1474036103199976453-7979870101632590615?l=zevzekzevzek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/feeds/7979870101632590615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1474036103199976453&amp;postID=7979870101632590615' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7979870101632590615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1474036103199976453/posts/default/7979870101632590615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zevzekzevzek.blogspot.com/2008/01/neden-zevzek.html' title='neden zevzek?'/><author><name>ebru</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00099440657792700124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_le8h5sEw1ew/TCE1sDrFDCI/AAAAAAAAEoE/7qHjQI5p8Us/S220/26670_405518148534_627083534_4395525_2236514_n.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry></feed>
